DEPREM UZMANLARI ANA HABERE KATILDI

...

12 Kasım depreminin 18. yılında dün akşam televizyonumuzda deprem konuşuldu. Ana haber bültenimize telefonla bağlanan deprem uzmanları ve İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı hem İstanbul ve Düzce için depremi hem de yapı denetimi ile depreme hazırlıklı olmayı anlattılar.

 

 

Düzce dün akşam 18 yıl önce yaşadığı felaketi andı. Anıtpark’ta Düzceliler bir araya geldi, acılar tazelendi.

Dün akşam televizyonumuzda da deprem konuşuldu. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr Haluk Özener, Deprem Uzmanı Prof Dr. Şener Üşümezsoy ve İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe ana haber bültenimize telefonla bağlanarak, beklenen İstanbul depremi ve Düzce depremi hakkında önemli açıklamalarda bulundular. 

 

MARMARA DEPREMİ BEKLENİYOR

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr Haluk Özener, Marmara denizinde deprem beklendiğini ve hazırlıklı olmak gerektiğini vurguladı,

Özener, “ Kuzey Anadolu Fayı Bingöl Karlıova’dan başlayıp Türkiye’yi boydan boya geçen yaklaşık 1500 km uzunluğunda bir fay. Bu fay 1939 Erzincan depremi ile deprem serisine başladı. En son 1968’de Adapazarı depremi vardı. Bundan sonra depremin Adapazarı’nın batısında olacağını aslında bilim insanları bekliyordu. 17 Ağustos Depremi olduktan sonra da Düzce fayının bir kısmını kırmıştı ve 12 Kasım’da da deprem geldi. Ülkemiz bir deprem bölgesi maalesef bundan sonra da depremler olacak. Bilim insanları bir sonraki depremin Marmara   denizinde olup çevre illeri, başta İstanbul olmak üzere, Tekirdağ, Yalova, Bursa’yı etkileyecek bir deprem maalesef bekliyoruz. Dolayısıyla ne yapabiliriz diye bakarsak aslında hazırlıklı olmak lazım.” Dedi.

 

TSUNAMİ OLABİLİR

17 Ağustos depreminin beklenen İstanbul depreminin şiddeti azaltacağı yönündeki iddiaların bilimsel olarak doğru olmadığını söyleyen Özener, dünyanın önde gelen bilim insanlarının İstanbul depremini beklediğini belirtti. Özener, hem vatandaşa hem karar vericilere mesaj olarak depremin  verdiği hasrın en aza indirilebileceğini vurguladı.

“ Depremle yaşamayı öğrenmemiz lazım” diyen Özener, depremin ne zaman olacağını bilmekle değil ona karşı alınacak önlemlerle depremin karşısında durulabileceğini dile getirdi. Can kayıpları ve mali kayıpların azaltılması için bilinçli toplum, karar vericilerin bilim insanları tarafından daha çok bilgilendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Olası İstanbul Depreminde, deniz içinde depremin bir heyelana sonrasında ise  tsunamiye yol açabileceğini belirten Özener, deprem olduktan sonra deniz kıyısında durmama uyarısında bulundu.

 

DÜZCE ETKİLENİR Mİ?

İstanbul depreminin Düzce’ye vereceği zarar hakkında da açıklamalarda bulunan Özener, Düzce’nin ne kadar etkileneceğinin fayın uzunluğuna ve kaç parçada kırılacağına  bağlı olduğunu vurguladı.

 

SERİ HALİNDE BOMBALAR PATLADI

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy da ana haber bültenimize telefon bağlantısı ile konuk oldu. Üşümezsoy 12 kasım’dan 1 ay evvel yaptığı bir açıklamada Düzce depreminin beklendiğini söylerken,

Üşümezsoy, “ 17 Ağustos’ta kırılan fayın bir ucu Kaynaşlı’ya kadar gelmiş, diğer ucu ise Çınarcık’a kadar gelen 150 km’lik bir fayın kırılması ile 7,5lik bir deprem meydana geldi. Bu deprem olduğunda Düzce fayında da bir stres birikimi vardı ve yerinden oynamıştı. Seri haline bağlamış bombalar olarak düşünürsek, 17 Ağustosta bir bomba Çınarcık’ta, bir küçük bomba Gölcük’te, diğeri Karadere, öteki ise Düzce fayındaydı” dedi.

 

KESKİN BİR KONUM YOK

Bugün araştırmalara bakıldığında Marmara’nın batı kesiminde risk olmadığını, orta kesimde Kumburgaz çukurunda bir fay söz konusu olduğunu, Kumburgaz’ın fay uzunluğuna göre 6,5 şiddetinde bir deprem olabileceğini belirtti.

Üşümezsoy “ Bu durumda baktığımız zaman Düzce’nin İstanbul ve Marmara’dan kaynaklanacak bir riski söz konusu değil. Daha önce Hendek civarındaki faylara baktık, 1944 yılında kırıldığı söylenen fay hattında yaptığımız çalışmalarda keskin bir konum göremedik. Ana fayın Sapanca’dan Kaynaşlı’ya doğru gelip sonra Düzce’ye giden hatta olduğunu görüyoruz. Bu fay 280 yıl sonra 1999 yılında kırıldı.” Diyerek ana fay üzerindeki 3 fayın bir risk oluşturmadığını sözlerine ekledi.

 

FORMALİTE YERİNE GETİRİLİYOR

12 Kasım yıldönümünde ana haber bültenimizin bir başka konuğu TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe’ydi.

Gökçe, depremleri unutmamak gerektiğini ancak kurumlar anlamında bu gerçeğin çok önemsenmediğini vurgularken, 17 Ağustos depreminin ardından çok önemli görevlerdeki bazı idarecilerin “ eyvah yerin altı delikmiş” tabirini deprem gerçeğini bilmemeleri olarak yorumladı ve eleştirdi.

Gökçe, “ Geldiğimiz süreçte artık depreme dayanıklı yapı üretimi, can ve mal kayıpları ortaya çıkartmayacak yapı üretimine yönelik nelerin yapılması gerektiği noktasında son derece geniş bilgimiz var. Ama bakıyorum televizyonlarda ya da yazılı basında depreme dayanıklı yapı üretme teknikleri, yapı denetimi konusu, kötü zemine karşı nasıl bir proje üretilmesi gerektiğine karşı hala fayları tartışıyoruz. 17 Ağustos depremi ülkemiz açısından milat olsun dememize rağmen, yapı denetim kanunu çıkarıldı. Biz de meslek odaları olarak destek vermiştik.Ama ne yazık ki kısa bir süre sonra bu kararname iptal edildi. 1708 sayılı yapı denetim kararnamesi çıkartıldı. Mal sahipleri adına müteahhitlerin denetlenmesi gereken bir yapı denetimi olması gerekirken ne yazık ki mal sahibi adına yapıyı yapan müteahhitler kendileri yapı denetimleri seçiyorlar. Müteahhitlerin seçtiği yapı denetimcilerin de mal sahibi adına yapılan binayı yeterince denetleme şansları yok. Formalitenin yerine getirilmesi konusunda denetim yapıyorlar.” Dedi.

 

KENTSEL DÖNÜŞÜM KENTLERİ BOZUYOR

Yapı denetim mekanizmasının yeterli derecede işlemediğini belirten Gökçe, bazı yapı denetimcilerinin denetlediği bir çok binanın yerini dahi bilmediğini iddia etti. Var olan yapı stokunun deprem güvencesi olmadığının altını çizen Gökçe,  boş alanlara bina yapılmasını eleştirerek yapı stoğunun yenilenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Kentsel dönüşüm konusunda yapılacak çalışmaların kent bütünlüğünü bozmayacak şekilde olması gerektiğini vurgulayan Gökçek, 4 katlı binaların yıkılıp yerine 8 katlı binalar yapıldığını, yeterli denetlenmeyen ve kentsel dönüşüm adı altında yapılan bu yapıların var olan yapıyı bozduğunu belirtti.

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0
DÜZCE HAVA DURUMU