Karakter Boyutu :
AHMET ÇODUR

Yitik nesil..

06 Şubat 2014 - 17:08

Yazının içeriği 60 ve 70 li yıllarda daha çocukluktan gençliğe yeni adım atmış bir neslin acıları ve tasaları. Hoyratça dış güçler tarafından kullanılışının yitirilmiş bir neslin destansı öyküsü. Ben de bir yitik nesil olduğum için çektiğimiz acıları sizlerle paylaşmak istedim…

 

60 lı 70 li yılların gençleri, ızdırabın çocukları. Onlar hoşgörünün yok olduğu yılların gençleri idi, ya sağdaydılar ya solda. Hayatları onlardan çalınmıştı, gençlikleri ellerinden alınmıştı. Şimdikiler gibi defterleri kalemleri bol değildi. Kafeler de kız koşturamadılar veya sahilde üç beş arkadaş keyif yapamadılar. Ya polis alırdı veya karşı guruptan olanlar alırdı onları. Tek başına gezmek yoktu keyfince, istediği dergiyi veya gazeteyi de okuyamazlardı.Ya.. ŞU cu veya BU cu olmak zorunda bırakılan, hiç kendi olamayan… dert ortağı olmayan… hiç kimsenin kimseyi anlamasına müsaade edilmeyen yılların gençliği… yitik insanlarımız.

Aynı evde birbirini kollayan, birbirinden çekinen kardeşler, aynı mahallede birlikte misket yuvarladıkları çocukluk arkadaşlarına düşman olan gençlik. Kimin kime düşmanlığı nedendi, kendileri de bilmezdi… birileri öyle istemişti, onların kim olduğunu da bilmezlerdi. Gizemli maceraların… kim vurduya gitmelerin… aranıp bulunamamaların… aniden yitmelerin… işyerlerinin yakıldığı, kurşunlandığı… evlerin, kahvelerin… kardeşi kardeşe kırdırıp ta keyif çattığı kahpelerin… işte o yılların gençleri, yitik insanlarımız. Yitik nesil.

Onların hiç kendilerine ait hayatları olmadı, boykotlar… derste siyasi propagandalar. Eğitimleri de olmadı bu nedenle.. kimi pos bıyıklı Stalin hayranı idi, kimi Mao nun. Kiminin Türkeş’i vardı… kiminin mollası. Kimi Enver Hocacıydı…  kimi Enver Paşacı.

Şu okula şunlar, bu okula bunlar giremezdi… onlar bunların mahallesinden geçemezdi… asla şunlar bunlar onlar bir araya gelemezdi… fikir alışverişinde bulunamazdı… sadece düşman olunurdu. Birbirinin yayınları okunmazdı… beyin yıkamasından korkulurdu… onlar doğru dürüst eğitim alamadılar, çünkü en yetenekli oldukları daldaki okul karşı gurubun kurtarılmış bölgesi idi. Onlar bir meslek sahibi de olamadılar, çünkü bir yere çırak girecek zamanları yoktu. Ya millet için… ya halk için ya da din için kavgaları vardı… aceleleri vardı… zamanları dardı.

Onlar çalışamadılar da doğru dürüst, çünkü girdikleri iş yerinde grev yapmak zorundaydılar… isteseler de istemeseler de. Böyle geçerdi bir insanın en verimli, en güzel yılları. İşte o nesil verimsiz… sadece tüketenler.

Rap-rap darbesinden kurtulanlar, hayatta kalabilmek için tüm değerlerini satmak… yine birilerine kukla olmak zorunda kaldılar. Onlar rap-rap tan kurtulmuşlardı ama, çocukları rep-rep diye dans eder oldu.

Ya kurtulamayanlar; onlar biraz ihtiyar… biraz çürümüş, biraz küsmüş döndüler aramıza, eğer ipe gitmedilerse. O zamanın büyükleri, büyük adamları hiç gözyaşlarına bakmadılar… “onların can güvenliğini biz sağlayamadık… kimi bilerek, kimi istemeyerek, kimi bilmeden alet oldu bu oyunlara” bile demediler. “Bunlar bizim insanımız, bunlar bizim geleceğimiz, bunlar bizim gençliğimiz” bile demediler. Sanki azgın düşmanı yakalamışçasına biraz da onlar kıydı… biraz da onlar köreltti geleceğimizi. Bütün bu sahneleri düzenleyenleri zevkten çatlatırcasına…

Şimdi ben yaştaki bu insanlar yani ben ve çağdaşlarım…. bizler yitik nesiliz. Ülke idaresinden habersiz, yeteneksiz, bencil… sevgisiz büyüklerimiz yüzünden, kaybolduk yittik biz… Ne iyi bir baba olabildik çocuklarımıza, ne adam gibi adam olduk hanımlarımıza. Eskinin ürkekliği ile, şüphe ile bakar olduk komşularımıza. Ne dostumuz oldu bizim ne komşumuz… ne de adam gibi bir işimiz. Bir yanımız hep ezik kaldı… hep eksik kaldı bir yanımız. Oysa ne nazlarla büyütülmüştük, ne kadar yetenekliydik, ne kadar ümitliydi bizden büyüklerimiz.

Ne cesaretimiz kaldı, ne de yeteneğimiz…

Biz yitik nesil’iz…

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

DÜZCE HAVA DURUMU