Karakter Boyutu :
HÜLYA İŞCAN

CUMBABA

16 Haziran 2014 - 14:22

Tek Süleyman Demirel için kullanılıyordu “Cumbaba” lakabı.

Ya yaşından, ya kendine has konuşmasından ya da her iki sebepten vatandaşın samimi icadıydı.

Yakışıyordu da.

 Başka “cumbaba” olarak niteleme yaptığımız bir Cumhurbaşkanımız da olmadı.

Şimdi 10 Ağustos yaklaşıyor. Türkiye’de ilk kez vatandaş oyuyla Cumhurbaşkanı seçilecek.

 Daha adaylar tam anlamıyla kesinleşmemesine rağmen şu aşamada Recep Tayyip Erdoğan adı öne çıkıyor,muhalefetin adayı ise henüz belli değil.

Şimdiki Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün durumu ise elbette Başbakan Erdoğan ile yapılacak istişareler sonucu netleşecek.

 Artık devletin bir numarasını da sandıkta belirleyeceğiz, ilk turda seçim olmazsa ikinci kez de sandık bizi bekliyor.

 Hoş, tarih olarak 10 Ağustos gibi yaz sıcağının kavurduğu bir gün yerine okullara paralel bir tarih belirlense daha doğru olmaz mıydı diye soruyor insan.

 En azından katılımın daha yüksek olması sağlanırdı.

Velhasıl…

Artık adaylar netleşsin, partiler kadar olmasa da onlar da propaganda yapacak. Ve neler olacak neler?

 Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkladığı kriterlere göz gezdirelim mi biraz?..

 11 Temmuz-9 Ağustos arası hoparlörle propaganda serbest olacak.

 (Desenize yine baş ağrıtan sıcak günler yaşayacağız.)

 Aday makam aracına binemeyecek. Geziye memur götüremeyecek.

 (Binerse, götürürse n’olacak, adaylık mı düşecek?)

İnternetten propaganda yapabilecek ama cep ve maillere mesaj atamayacak.

 (Yerel seçimlerde adaylar şakır şakır mesaj yağdırıyordu, Cumbaba adaylarının günahı ne?)

 Bilboardlar süre ve sayı açısından eşit kullandırılacak.

 (Gerçekten başarılabilirse ne ala da Türkiye genelinde bunun kontrolünü kim yapacak?)

 Adaylar resmi açılış ve temel atma törenlerine katılamayacak.

 (Davet edilirlerse gitmeleri de yasak mı?)

Cami, kışla, okul ve yollarda propaganda yasak olacak.

 (Okullar zaten kapalı. Cami ve kışlaları da anladık. İyi de adaylardan biri Anafartalar’da yürüyemeyecek, vatandaşla sohbet edemeyecek mi?)

 Bir kişi, adaya 9082 TL’den fazla bağış yapamayacak.

 (İşte kriterin kriteri tam burası. 9081 TL serbest, 9083 TL yasak. Ne bu; hassas terazi mi?..)

 Adaylar 32730 TL.sının üzerindeki malları için bildirim yapacak.

 (Mal bildirimi elbet isabetli ama rakam yine komik. 30 bin değil, 40 bin değil, altın terazisi mübarek 32730 TL. Ama var tabi bunun kuralı ve hesabı, YSK n’apsın

öyle çıkmıştır göstergenin göstergesinin üzerinden hesaplanmasıyla bulunan tutar falan filan.)

 1000 TL üzeri bağışlar adayın seçim hesabına yatırılacak.

 (999’ar lira olursa hep bağışlar??..)

 Oy verme gününe 10 gün kaladan itibaren anket yapılamayacak.

 (İnternetin böylesine sınırları kaldırdığı bir zamanda anlamsız bir yasak)

 Partiler ve adaylar herhangi bir hediye ve eşantiyon dağıtamayacak.

 (Yerel ve genel seçimlerde dağıtılıyor, onlarda dağıtılmaması gerek asıl. Cumhurbaşkanlığı adayları yine üvey evlat pozisyonunda mı?)

Propagandalarda Türk Bayrağı ve dini ibareler kullanılamayacak.

 (Tüm seçimlerde aynı yasak var da ne kadar uygulanıyor, orası muamma.)

 Göze çarpan kriterler bunlar…

Ama tek kriter var asıl.

 Beklediğimiz ve istediğimiz.

 Nasıl yemin edecek Cumhurbaşkanı?..

Hangi cümleleri okuyacak Anayasa’dan?..

 Yeminine inansın, yeminine sadık kalsın yeterli.

 Türk Milleti’nin başka bir şey istediği yok.

 Sayfa sayfa beklenti yazılabilir ama…

Yemin var ya o yemin…

“Bir yemin ettim ki… Dönemem” diyen şarkıdaki gibi gerçek, geçerli ve inandırıcı olsun kafi.(Alıntı)

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

DÜZCE HAVA DURUMU