Karakter Boyutu :
İLHAMİ ATASEVER

Allah’ın Adaleti!

31 Mayıs 2016 - 16:55

Acaba bu bela ve musibet nereden başımıza geldi?

Dünya, etme bulma dünyası!

Hz. Musa (a.s) Tur dağına çıkıp Rabbine münacatta (Yalvarışta) bulunurdu. Bir münacatında:

– Ey Rabbim! Bana, kullarına uyguladığın adaletini göster, diye dua etti. Allahu Teala:

– Ey Musa! Sen atılgan, cesur ve aceleci birisin; “Sabretmeye gücün yetmez“ dedi.

Musa (a.s):

– Senin özel yardımınla sabredebilirim, dedi. Allah (c.c):

– O zaman filan yerdeki çeşmenin yanına git, çeşmenin hizasında, orayı görebilecek bir yere gizlen; kudretime ve gaybî ilmimde sırlarıma bak buyurdu.

Musa (a.s) çeşmenin yakınlarındaki bir tepeciğe çıktı ve kendini gizleyerek çeşmede olacakları gözetlemeye başladı.

Biraz sonra çeşmeye bir atlı geldi. Adam atından indi, abdest aldı, suyunu içti. Kuşağına bağlı ve içinde altın bulunan kesesini çözerek yan taraftaki ağacın dalına astı. Namaz kıldı. Sonra, acele ile atına bindi; Altın kesesini orada unutarak çekip gitti.

Atlıdan sonra çeşmeye atlaya zıplaya küçük bir çocuk geldi; Çeşmeden su içti, o esnada altın kesesini gördü, onu alarak gitti.

Çocuktan sonra çeşmeye ihtiyar ve kör olan bir adam geldi; Su içti, abdest aldı ve namaz kıldı. O sırada atlı, altın kesesini unuttuğunu anlayınca geri döndü. Çeşmenin yanında ihtiyar kör adamı görünce hemen yakasına yapışıp ona: “Ben burada az önce bir altın kesesi unuttum; kesemi bana ver! Çünkü buraya senden önce başka birisi gelmedi!” dedi. İhtiyar kör:

 ”Baksana ben yaşlı ve kör birisiyim! Nasıl olur da senin keseni görebilirim?”dedi. Atlı, yaşlı adamın sözüne inanmadı, kızdı; Kılıcını çektiği gibi adamı orada öldürdü. Yaşlı adamın üzerinde altın kesesini aradı ama bulamadı. Atına binip tekrar yoluna koyuldu.

 Musa (a.s) o an daha fazla dayanamayarak:

“Ey Rabbim! Sabrım tükendi. Ben biliyorum ki sen en adilsin. Acaba bu gördüğüm şeylerin aslı nedir?” dedi. O esnada Cebrail (a.s) geldi ve şöyle dedi:

“Ey Musa! Allah (c.c) şöyle buyuruyor: ‘Ben senin bilmediklerini ve bütün gizlilikleri bilenim.’ Gördüklerine gelince:

–Altın kesesini alan küçük çocuk, hakkını ve kendisine ait olan malı aldı. Onun babası bu atlı adamın yanında ücretle çalışan bir işçiydi, ama parasını alamamış, alacakları birikmişti. İşte bu altınlar onun hakkıdır. Bu ihtiyar ise kör olmadan önce atlının babasını öldürmüştü. Bu da onu öldürerek (benim katımdaki) kıssayı uyguladı. Gördüğün gibi her hak sahibi hakkına kavuştu. Benim adaletim çok gizlidir.”

Bizler bu hikayeleri akıllı ve zeki insanlar düşünsünler, anlasınlar ve Allah’ın ilminden hiçbir şeyin gizli kalmayacağını bilsinler diye anlattık.

Yüce Allah (c.c) daha dünyada iken zalimden zulmünün hesabını sorar; cezasını verir.

Bizler de: ‘Acaba bu bela ve musibet nereden başımıza geldi’ diye düşünür, işin aslını bilmeyiz.

“Kula bela gelmez hak yazmayınca,

Hak bela yazmaz kul azmayınca,

Hak kuldan intikamı kul ile alır,

Din irfan bilmeyen bunu kul etti sanır.” Hoşçakalın.

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Tüm Yazılarını Göster
DÜZCE HAVA DURUMU