Karakter Boyutu :
İLHAMİ ATASEVER

Andımız hikayesi!

31 Ekim 2018 - 09:59

04.10.2013 tarihli basından: 'Andımız'ı kim yazdı, nasıl ortaya çıktı? 1932 yılında Dr. Reşit Galip'in okul çocuklarına söylettiği andımız bazı değişikliklerle 2013 yıılına kadar devam etti. Hergün yaz-kış, yağmur-çamur demeden söylettirilen Andımızın İlkokullarda devam etmesi tepki ile karşılanırken, ortaokullarda kaldırılması sevindirici bir gelişme olarak değerlendirildi.

***

Öğrenci Andı (1933): “Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.”

Öğrenci Andı (1972): “Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, canımdan çok sevmektir. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene!”

Öğrenci Andı (1997): “Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, hiç durmadan yürüyeceğime and içerim. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!”

***

“...Türk’lük, Türk milletinin üst kimliğidir. Türk’üm demek mensubiyet şuurudur. Elbette Türk’üz, Türkçü’yüz! Türk milletinin ebedi sevdalılarıyız. Danıştay 8.Dairesi çözülme sürecinin kötü bir hatırasını söküp atmıştır. Takdir ve tasvip ediyoruz. Üstelik milli kimliğin kapsayıcı ve kuşatıcı olmasına, kimseyi dışlamaması gerektiğine, sanki aksi bir durum varmış gibi vurgu yapmışlardır. Bu tespiti yapanların milli kimlikten ne anladıkları şaibelidir. Andımız etnik bir ifade değil, milli kültür ve milli kimliğin inkar edilemez duyuşu, duruşu ve dile gelişidir. Türkçü’lüğe karşı çıkıp Kürtçü’lüğü özendirenler kime ne anlatıyorlar? Ninni diye, “Ne Mutlu Türküm Diyene’yi” dinledik. Biz ne faşist, ne kafatasçı, ne de ırkçıyız, hiç de olmadık. Türklük’le İslam’ı karşı karşıya getirmek, kelimenin tam manasıyla vatana ve millete ihanettir…” (23.10.2018 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısı konuşmasından)

***

 “…’And’ın’ ilk halini, Türk ocaklarını kapatmasıyla, üniversiteleri perişan etmesiyle bilinen tıp doktoru Reşit Galip yazmıştır. İnsanları kafataslarına göre sınıflandıran çalışmaları destekleyen bu kişi aynı zamanda ‘Türkçe ezan’ zulmünün de mimarıdır. Bunun yazdığı and’ı biz şu anda hala tartışıyoruz! Daha sonra bu and metni değiştirile değiştirile kullanılmıştır. Bize göre milletimizin en büyük, en etkili and’ı İstiklal Marşımızdır… İstiklal Marşımız dışında bir and tanımıyoruz, tanımayacağız… Ben Türk’üm, ama ben Türkçü değilim. O başka bir şey, bu başka bir şey. Irkçılık bizim dinimizde yoktur, yasaklanmıştır. Her etnik unsur kendi etnik unsuruyla iftihar edebilir. Türk’ü de, Kürt’ü de, Laz’ı da, Çerkez’i de, Gürcü’sü de, Roman’ı da edebilir…” (23.10.2018 Ak Parti Genel Başkanı, Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısı konuşmasından)

***

Tarih Profösörü Dr. Ahmet Şimşirligil 22.10.2018 tarihinde bir tv programında okullarımızda daha önce okutulan Andımız ile ilgili şöyle konuştu: “…Diyelim ki 3 senedir andımız yok. Ben şimdi Türk’lüğümü, çalışkanlığımı ve doğruluğumu mu unuttum? 21. asırda çocuklarımızı her sabah toplayıp onlara andımızı okutmak bana çok ters geliyor! Reşit Galip “Andımız şiirini” 23 Nisan 1933’de kızı için yazdı ve o şiir daha sonra öğrenci andı olarak okullarda okutuldu.

Yıllarca Türk’üm dedik. Çerkez’i, Abaza’yı, Laz’ı, Kürt’ü, Türk mü yaptık? Biz bir mozayiğiz, ama Türkiye vatandaşıyız. Çocuklarımız, bu ülkenin bir ferdi olduğunu her sabah Türk’üm diyerek mi, yoksa iyi bir eğitimle mi öğrenir? ABD’de çocuklar ben Zenci’yim, beyaz’ım, Amerikan’ım, Alman’ım, Fransız’ım mı diyorlar?

Ben ilkokula gitmeden de Türk olduğumu biliyordum. Diyelim ki bilmiyordum da öğretmenim bana sen Türk’sün dedi. Eee tamam. Müslüman bir kişiye her sabah ben Müslümanım diye bağırtılır mı yaa! Adama sen delirdin mi derler. Ben çalışkanım demekle çalışkan, doğruyum demekle doğru olunmuyor ki!

Burada bir şey anlatayım size: Türkiye’de liseyi bitirmiş bir gencimiz ABD’ye gidiyor. Üniversitede okuyor. İki ay sonra sınıf olarak sınava giriyorlar. Sınavda değişik bir olay oluyor. Hoca soruları soruyor ve dışarıya çıkıyor. Herkes de soruları cevaplamaya çalışıyor. 5 dakika sonra bazı öğrenciler sınav anında kalemi kağıdı bırakıp dışarıya çay içmeye, simit yemeye çıkıyorlar. 5 dakika sonra da geriye gelip sınavlarına devam ediyorlar. Bizim vatandaşımız da 2 soruda tıkanmış, kağıdı kalemi bırakıp o da çıkmış dışarıya. Bakıyor ki kimi simit yiyor, kimi çay içiyor vs. Bizimki de bir çay alıyor kendisine ve akadaşının yanına hem çayını içmeye, hem de sohbet etmeye gidiyor. Bu arada arkadaşlardan birisine de takıldığı soruların cevaplarını öğrenmek için soruyor? Cevap: “Sen ne yapıyorsun mesyö? Sınav daha bitmedi, daha içeriye gireceğiz ve sınava devam edeceğiz!”

Soruyorum size, bu durum bizde olsa ve sınav anında hoca bırakın sınıfı terk etmeyi, arkasını dönse ne olur? Birçoğumuz hemen kopya hazırlığına başlarız değil mi? Doğruyum öyle mi?! Bizim eğitim sistemimizde bir problem var! Her sabah bana doğruyum dedirtmekle doğru olamazsın. O eğitimi öyle bir vereceksin ki ben Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Abaza ne isem, bu memlekette bana kardeş gibi yaşamayı öğreteceksin. Okulun bahçesinde çocuklara hergün avazı çıktığı kadar Türk’üm, doğruyum, çalışkanım diye bağırtmakla bu iş olmaz. Burada bir nefret de çıkar ortaya. Yanındaki çocuk gitti babasına sordu baba biz Türk’müyüz? Baba da hayır evladım biz Çerkez’iz, Kürt’üz, Laz’ız dedi ne olacak şimdi? Evladım evet biz Türk’üz, Çerkez’iz, Kürt’üz vb. ama biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız. Bu devlette bu ülkenin vatandaşı olarak milli birlik ve beraberliğimizi, tarihi birliğimizi, dini birlik ve beraberliğimiz konularını anne, baba, okul olarak çocuklarımıza bunları anlatmalıyız! 80 sene Türk’üz diye bağırdık. Neredeyse Türk, Kürt diye bölünmenin eşiğine getirdik bu memleketi!”  

24.10.2018 tarihli basından: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay'ın ‘Öğrenci Andı’ kararını eleştirerek; “Yerindelik yetkisini de yargı kendinde kullanıyor böyle bir şey olamaz. Yok ben karar merciyim diyorsa o zaman biz burada niye duruyoruz? Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini hazırlamadan önce biz kalkıp kararnameler ile ilgili de Danıştay'a soracak, izin alacaksak o zaman ben bu makamda durmayayım çekip gideyim. 5 yılda And ile ilgili karar veriyor Danıştay. 2013'te nerdeydiniz? 2018'e kadar acaba niçin bu konuda bir karar verilmedi de şimdi veriliyor. Şimdi mi aklınıza geldi? Bunu sormak zorundayız. Çünkü millet tokat atması gerektiği zaman bana atıyor size atmıyor. Meydanlara çıktığımız zaman yuhlaması gerektiğinde bizi yuhluyor. Hesabı veren biziz. Biz de sizlerden gecikmeyen adil kararlar bekliyoruz" dedi.

Dr. Reşit Galip kimdir?

Tıp doktoru Reşit Galip, ya da Mustafa Reşit Baydur, 1893 yılında Rodos‘ta doğmuş, 1934 yılında vefat etmiştir.  80 yıldır her sabah okullarda okunan Andımızı’ın yazarıdır. 1932 yılında ezanı Arapça'dan Türkçeye çeviren kişidir. Reşit Galip aynı zamanda 1932 yılında Milli Eğitim Bakanlığı da yapmıştır. Reşit Galip Aydın Milletvekili, Türk Ocakları Merkez Heyeti Başkan Vekili, CHP GYK üyesi, Halkevleri’nin kurucularındandır. Hoşçakalın.

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Tüm Yazılarını Göster
DÜZCE HAVA DURUMU