Karakter Boyutu :
KONUK YAZAR ; METİN KÖSEER

Hizmet mi? İşkence mi?

13 Mayıs 2015 - 12:47

Düzce’de bir işi yaparken sonunu düşünmeden yapıyoruz. Ya da bir işi iki kere yapmaya bayılıyoruz. Yani bir işe iki kere ödeme yapıyoruz.

 

Düzce’de yapılan hizmetlerin ne kadar işkenceye dönüştüğünü görüyoruz. Bunlardan sadece bir kaç tanesini ele alacağız.

 

Eski Belediye Başkanı İsmail Bayram döneminde yapılan üst geçitlere siz üst geçit mi diyorsunuz? Ben bu üst geçitlere eyfel kulesi diyorum. Bu üst geçitler hizmet değil, bir çile, bir işkence diyorum.

 

İnsanlara ne kadar eziyet çektirirseniz, ne kadar çile çektirirseniz o kadar çok sevilirsiniz. Bu yüzden herkes size yağcılık yapar, şakşakçılık yapar. Bir iş kötü de olsa iyi oldu derler.

 

Bu üst geçitler, pardon bu eyfel kuleleri, Düzce’ye bir hizmet değil, bir işkencedir. Hamile bayanlar, çocuk arabaları, bisikletliler, yaşlılar, sakatlar, küçük çocuklar bu eyfel kulelerine inip çıkmakta zorlanıyorlar.

 

Dikey merdivenler ve betondan yapılan eyfel kuleleri, çile çektirmeye devam ediyor. Oysa alt geçit yapılsın diye o kadar mücadele verdik.

 

Eğer alt geçit yapılsaydı ki, bunun örneği Bolu’da var. Karşı taraflar canlanırdı. Düzce daha çok büyür ve modernleşirdi. Maalesef herkes bildiğini okudu.

 

Bunlar yetmiyormuş gibi tel örgüler çekildi. Yani mahalleler yarı açık cezaevi gibi cezalandırıldı. Buna hizmet değil işkence denir.

 

Efendim karşıdan karşıya geçerken, insanlara araba çarpmayacak. Bak üst geçitler yapıldı diyeceksiniz. Karşıya geçmek isteyen bisikletliler, sanki çoban’da, öztürkler kavşağında kaza yapmıyorlar.

 

Bu üst geçitler, pardon eyfel kuleleri konusunu derinlere girmeden kısa keselim.

 

Bir diğer konu ise çoban kavşağına yapılan dal-çık ile ilgilidir. Bu dal-çık meselesi  milletin burnundan geldi. Hizmet edelim derken, milletin anası ağladı.

 

Çoban’da trafik tıkanıklığı, çilesi, işkencesi aylardır devam ediyor. Güya hizmet verdik. Ne hizmeti be anamız ağlıyor. Çoban’ın eski hali daha güzeldi.

 

Işığa takıldığın zaman 10-15 dakika bekliyorsun. Millet 15 dakikada Bolu’ya gidiyor. Çoban’da sabah ve akşam trafiği sürücüleri felç ediyor. Araçlar kilitleniyor, tırlar ortalığı rehin alıyor. Sizin anlayacağınız uzun kuyruklar oluşuyor. Bu da hizmet yerine işkenceye dönüşüyor.

 

Şakuç köprüsünü onaralım dedik. 11 aydır bu millet, bu sürücüler çile çekiyor. Ramazan kafası dediler, dalgınlığa geldi dediler, şöyle dediler, böyle dediler bir ramazan ayı daha geldi.

 

Hani bu köprü tekrar onarılacak ve düzeltilecekti. Maalesef aynı şekilde aylardır duruyor. Arabanızla yukarı çıkar, az ileride aşağı inersiniz. Arabanızın altı vurmazsa şaşmayın.

 

Türkiye’yi bırakın, dünyada bizim yaptığımızı yapan yoktur. Bizim proje çizenler,bizim mühendisler, bizim mimarlar, bizim sorumlu müdürler  nasıl çalışıyor, nasıl ediyor, nasıl yapıyorlar da bunları başarıyorlar.

 

Arkadaş ben o projeyi çizenleri, o mühendisleri bir dakika kapıda tutmam. Bir iş iki kere yapılır mı? Zamanında düşünülmeyen, düşünemeyen ve balıklama hizmet diye atlayanların sonu ne yazık ki , işkence ve eziyet ile sonuçlanıyor.

 

Aslında kimseye bir şey olmuyor. Makam arabalarından aşağı inmeyenler, bu işkenceyi, bu eziyeti bilmezler. Olan yine halka, vatandaşa, insanlara oluyor.

 

Öyle bir ortama geldik ki, kimi kime şikayet edeceksin. Milli servet boşa akıyor deseniz, sana ne derler. Bu iş hizmet değil, işkence deseniz, biz rahatız sen  geber derler.

 

Esenkalın…

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

DÜZCE HAVA DURUMU