Karakter Boyutu :
NEVZAT CİNGİRT

Düzceli 25 genç avukat!

28 Ocak 2016 - 17:05

Gün gelecek, avukatların düşünme ve ne düşündüğünü söyleme hakkını sen savunacaksın deseler, “de git lan!“ derdim.

Ama burası Türkiye…

Bu ülkede bir gün kahraman oluyorsunuz, çok geçmeden sizi kahraman ilan edip baş tacı yapanlar devran döndüğünde bir çırpıda seni vatan haini ilan ediyor…

Evet…

İçeriğine benim de hiçbir biçimde katılmadığım bir grup akademisyenin açıklamasını Fikir Özgürlüğü kapsamında telaki ettikleri için yaptıkları açıklamadan ötürü linç edilmek istenen Düzceli 25 Avukattan söz ediyorum…

İçlerinden birkaçını tanıdığım, bir kaçı ile kısacık sohbetin dışında bir araya gelmediğim ve hiçbir özel hukukum olmayan 25 genç avukat söz konusu olan

Memursen, TSO, MÜSİAD, DESOB ve irili ufaklı 25-30 oda ve dernek temsilcisin geçtiğimiz Cuma günü TSO’da basın toplantısı yaparak, protesto ettikleri 25 genç avukat…

Ne demişti bu avukatlar:

“ … Akademisyenlerin fikirleri tabi ki tartışma konusudur. Her türlü fikrin tartışma konusu olacağı gibi. Bunun yanında şiddet içermeyen ve şiddeti desteklemeyen bir açıklamanın düşünce özgürlüğü kapsamında kalacağı kuşkusuzdur.

Fikir ve düşünce özgürlüğü kapsamında yapılan açıklamaların toplumsal ve hukuksal bir linçe dönüşmesi tarafımızdan kabul edilebilecek bir husus değildir. Voltaire’nin söylediği gibi ‘Söylediklerine katılmayabilirim ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar desteklerim.’ …“  tam metin için bakınız:http://www.duzceparantez.com/haber/Avukatlardan-Sok-Destek/43556

Bu toprağın çocukları...

 İçlerinde AK Parti’ye, MHP’ye, CHP’ye ve diğer siyasi partilere gönül vermiş, çoğunu çarşıdan pazardan tanıdığımız, bildiğimiz, tuttuğumuz takım gol attığında birlikte sevinç yumağı oluşturduğumuz, takımımız gol yediğinde birlikte hüzünlendiğimiz, milli takımımız Avrupa kupasına gitme hakkını kazandığı son maçta birlikte sevinç gözyaşı döktüğümüz ve mahkemelerde bizleri savunmaları için vekâlet verdiğiminiz bu genç avukatlar ne söylediler de,  bir anda canlı elimize geçirdiğimizde çiği çiğ yemeye hazır hale getirildik.

Buraya nasıl geldik?

Çalışmaktan mutluluk duyduğum ve dönem dönem fikirlerimi hiçbir baskıya maruz kalmadan yazdığım bu gazete,  daha bundan birkaç yıl önce, AK Parti hükümeti ve dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti’nin Düzce’ye toplantı yapmak için geldiği 15 Nisan 2013 tarihinde “Hoşgörü şehri Düzce’ye hoş geldiniz! “ manşeti ile çıktı.

Düzce'de sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve kanaat önderleriyle Pelemir Otel’de bir araya gelen Akil İnsanlar Karadeniz Bölgesi Heyeti’nin yaptığı toplantıda, Memursen İl Temsilcisi Orhan Kılıç, DESOP Başkanı Mustafa Kayıkçı, TSO Meclis Başkanı Ertan Taşlı, Düzce Barosu Başkanı Ali Dilber ve bugün avukatlara “ tüü kaka“ diyen onlarca sivil toplum temsilcisi, akan kanın durması için PKK terör örgütü ile müzakere edilmesine açık bir biçimde destek vermiş ve hükümet politikasının arkasında olduklarını ifade etmişlerdi.

Toplantının yapıldığı gün Düzcenin Sesi gazetesinde kaleme aldığım  “Minik Serçe Misali”başlıklı yazımda:

“Silahların susması ve akan kanı durdurmaya yönelik her halinde belli bu barış girişiminin öncelikle Düzce’mize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum… Akil İnsanların başlattığı girişimi benim gibi ateşli bir şekilde destekleyen tarafta da olabilirsiniz, ihanet, hıyanet vatan bölünüyor diyen karşı tarafta da. Gün, binlerce eve düşen ateşi söndürmek için risk alma günüdür…” Yazımın tamamı için bakınız:http://www.duzceninsesi.com.tr/nevzat-cingirt/2171-minik-serce-misali

Ne garip değil mi?

Cumhuriyet tarihinin en önemli kardeşlik projelerinden biri olan bu toplantının yapıldığı gün başka illerde taşa tutulan, vatan hainliği ile suçlanan bu Akil İnsanlar Heyetini hoşgörüyle bağrına basan Düzceliler, bu toprağın çocukları vicdanlarının sesini dinlediği ve görüşlerini ifade ettiler diye taşa tutuyor…

Her şey bir yana, Düzce Barosu’nun ne iş yaptığını ve ne işe yaradığını bilen var mı? Barolar Birliği denen birliğin avukatlardan para almasının dışında böylesine önemli bir durumda kendi meslektaşlarına karşı yürütülen maksadını aşan kampanya karşısında ses vermeyecekse ne zaman verecek…

Peki biz bu hale nasıl geldik? Ne oldu bize, neden farklı görüşlere karşı bukadar tahammülsüz hale geldik? Bütün bu olan bitenin üzerine düşünmek gerekmez mi?

Vicdanın teminatı!

Unutmayın, Duruşmalara girerken aynı yargıçlar ve savcılar gibi “cüppeleri” var bu avukatların… O cüppelerin, cebi ve düğmesi yok. Düşündünüz mü nedenini?

Bu siyah cübbe, öylesine sıradan bir kıyafet değil, vicdanın ve tarafsızlığın sembolüdür. Yargı, kimseden emir almadığı, bağımsız olduğu için, kimsenin önünde iliklenmesin diye cübbenin düğmeleri yoktur. Yargı, kamu hizmeti olduğu için cübbenin cebi de yoktur.

Ve biz şimdi o 25 genç avukatı ifade özgürlüğünü savundular, vicdanları ile hareket ettiler diye vatan haini ilan ediyoruz. Öyle mi? Ama niye?...

Birileri bu satırları yazdım diye bana diş gıcırdattığını, anama avradıma, çoluğuma çoğuma, gelmişime geçmişime küfür edeceğini bile bile yazıyorum. Ama aynı zamanda bu şehirde vicdanın sesini dinleyen binlerce Düzcelinin de olduğunu biliyorum…

Yazıyorum çünkü 12 Eylül 1980 darbesinde düşünce suçu olan 141 ve 142. maddelerden ötürü askeri cezaevlerinde yılları geçmiş, tahsilini tamamlama imkanı elinden alınmış, ömrü fikir mücadelesiyle geçmiş bir kardeşiniz olarak 15 Nisan 2013 yılında kaleme aldığım “Minik Serçe Misali” başlık yazımın sonunda söylediğim gibi;

 “Gün, binlerce eve düşen ateşi söndürmek için risk alma günüdür.

Nemrut’un ateşinde yanan Hazreti İbrahim’e su taşıyan minik serçe misali…

Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse

Tarafım belli olsun…”

  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

DÜZCE HAVA DURUMU