Karakter Boyutu :
Yrd.Doç.Dr.Fevzi Er

FAİZ ENFLASYONUN SONUCUDUR

24 Mart 2015 - 12:31

Yard.Doç.Dr.Fevzi Er fevzier@dogruakademikdanismanlik.com

Ekonominin büyümesinde faiz ve enflasyonun önemli etkisi vardır. Bu yönde Türkiye ekonomisine bakıldığında fiyatlar genel düzeyinin oluşması en önemli sorun olduğu görülmektedir. Bu sorun enflasyon ve faiz ilişkisini sürekli gündemde tutmuştur. Çünkü enflasyonun yüksek olması faiz oranlarının da yüksek seviyelerde oluşmasına yol açmaktadır. Bu nedenle enflasyonun yüksek olması fiyatların kontrol edilmesini güçleştiriyor ve yatırımcıların maliyet kar hesabı yapmalarını zorlaştırıyor. Yatırımcı yatırımı yaptığı ülkenin hukuk devleti olmasını ister ve hukuk kurallarının iyi işlediği ülkelere yönelir. Yatırımların azaldığı ülkelerde borçlanma maliyeti artar ve piyasa faizi yükselir. Bu yönde yatırımcı kredi bulma noktasında zorlanır ve yatırım yapamaz. Üç ayda bir iç ve dış borçlarını ödeme durumunda olan Türkiye’de tahvil ve borç faizlerinin enflasyondan bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir. Bu bağlamda dünya ekonomisine bir göz atalım;

 

Türkiye ekonomisinin yakından ilişkisi olduğu bazı ülkelerin 2014 yılı faiz ve enflasyon ilişkisini incelediğimizde, Rusya( 17,3)puanla birinci sırada ve faizi (6,2 )puan artırdı. Brezilya’da faiz oranı yüzde( 11), bu ülke de faiz oranını yarım puan artırdı. Mısır yarım puan indirerek( 8,75) faiz seviyesine geldi. Ülkemize gelince, yarım puan faiz indirimi ile faiz oranı (7,50) düzeyine geldi.

 

Türkiye ekonomisine benzer ülkelerin faiz oranlarına baktığımızda faiz oranlarının düşük olduğunu görürüz. Bu ülkelerin faiz ile enflasyon arasındaki ilişki ise, Türkiye’de yüzde 8,2, Rusya’da yüzde 11,4 oranındadır. Türkiye’den daha fazla faiz ödeyen Brezilya’da enflasyon 6,3 oranındadır. Türkiye ile aynı oranda faiz ödeyen Endonezya’da enflasyon yüzde 2,2, Hindistan’da ise yüzde 5,1’dir.

Türkiye’de faiz oranı düşsün veya artsın söylemelerinin dünya piyasa hareketlerine uyum sağlamalı ve iktisat kurallarına uymalıdır. Örneğin, AB ülkelerinin ortalama enflasyon oranı yüzde 1,2 olmasına karşın gıdada enflasyon eksi binde( 9) olduğuna bakmak lazım. Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde (12) iken faizi ölçüsüz bir oranda düşürebilir misiniz?. Bana göre düşüremezsiniz. Çünkü ekonominin çarkını döndürmek için dışarıdan gelecek paraya ihtiyacımız olduğun dikkate aldığımızda, faiz oranının( 2-3) puan düşürülmesi Türkiye ekonomisini krize sokar. Bu nedenle enflasyonu düşürmeden faizi daha fazla düşüremezsiniz. Bu gerçekleri görmeden faizi ölçüsüz bir oranda düşürürseniz dışarıdan yatırımcı ve para gelmez. Bu durumu daha açık bir biçimde açıklayalım. Bankaya gidip hesap açtırmak istediğimizde, bize teklif edilecek faiz geçmiş enflasyon için değil, gelecekteki fiyat artışı tahminine göre, yani gelecekteki enflasyon tahminine göredir.

 

Para piyasasının işleyişinde faizler düşük olursa yatırımlar artar ve bu yönde iç tüketim ve talep artarak ekonomi canlanır. Bu ifade doğrultusunda düşük faiz dönemlerinde büyüme ve istidam artışı olabilir. Ancak bir ülkede çift para birimi varsa, dolar kuru oynak, ülke para birimi de oynak kur karşısında kırılgan ise ekonomik büyüme sürdürülebilir olmaz. Bu yönde büyüme, kredilere dayalı borçluluk düzeyini arttırarak toplumun sosyal dengelerini bozar. Toplumun kredi ve tüketici kart borçları 350 milyara dayanmışken faizi düşürüp tüketimi arttırırsanız ekonomiyi daha fazla krize sokmuş olursunuz. Enflasyonun 8.20’lerde olduğu bir dönemde dış kaynak bağımlısı olduğumuzu dikkate aldığımızda faizin ölçüsüz düşürülmesi ve enflasyonun altına çekilmesi dış kaynak çıkışına, kurların artmasına ithal ürün ve girdi maliyetlerinin yükselmesine neden olur.

 

Türkiye uzun süredir faiz tartışmaları ile meşgul ve iş dünyası bu tartışmadan rahatsız. Çünkü Türkiye’de tartışmalar devam ederken gelişmekte olan bazı ülkeler yatırım almaya devam ediyor. Türkiye’de ise doğrudan yatırımlar azalıyor. Doğrudan yabancı yatırımlar cari açığı finanse ediyor ve istihdam yaratıyor. 2014 yılında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırım 12 milyar dolar, çıkan yabancı sermaye ise 7 milyar 100 milyon dolar. Bu rakamlar gelecek aylarda faiz oranı, döviz kuru ve cari açığı değişikliklerini belirleyecek. Bu yönde sonuçları görmeden faizi düşürürseniz enflasyon kontrolsüz hale gelebilir. Çünkü piyasa ekonomisinde fiyat bütçe ve cari açığa göre oluşur. Bu yönde açıklar azalırsa enflasyon düşer ve fiyat istikrarı sağlanır. Fiyat istikrarının sağlanması hükümetlerin görevi olup, Merkez Bankaları bu istikrar bütünselliğinde faizlere yön verir.

 

Dolardaki artış serbest piyasa kurallarına uygun olarak olabilir miydi? Olma ihtimali vardı, ama olmadı. Çünkü Türkiye’nin ekonomik koşullar dışında siyasi ve toplumsal riski var. Var olan ekonomik sorunlara bu riskler ilave olunca dolar aşırı bir biçimde yükseliyor ve yatırımcılar ne olacağını öngöremiyor. Türkiye 2006 yılı sonundan itibaren kaynaklarını verimli kullanamadığından büyüme oranında düşüş eğilimine girdiğini ve buna bağlı olarak işsizlik arttığı ve gelir dağılımının ciddi bir biçimde bozulduğunu görüyoruz. Bunun sonucunda refah düzeyi artmıyor, reel ekonomide zayıflama var, bu olumsuz gelişmeler karşısında fiyatlar katlanarak artıyor. Döviz kuru ölçüsüz arttığında enflasyonu baskı altına alıyor, Türk lirasını devalüasyona zorlayarak faizin yükselmesine neden oluyor ve kurdaki her artış şirketlerin borç yükünü arttırarak varlıklarının erimesine neden oluyor.

 

Yukarıdaki açıklamalar faizin nedeni enflasyon olduğunu ortaya koyuyor. On üç yıl önce’’Güçlü Ekonomiye Geçiş’’ programı iş hayatında bir heyecan yarattı. Küresel sermayenin yarattığı krediler ticareti hızlandırarak iş adamlarını iş yapma ve yatırım yapmaya yöneltti. Ancak son yıllarda finansal piyasalara yöneliş, yatırım yapma ve ticareti arttırma hızını azalttığını göstermektedir. Piyasada oluşan güven eksikliği ve buna bağlı olarak yıpranan ilişkiler yatırımı piyasayı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Tüm bu olumsuzluklara karşın, kayıt dışı ekonomiyi azaltırsak, vergiyi tabana yayarsak, vergide adaleti sağlarsak, istihdam yaratan yatırımlara öncelik verirsek, kamu ve özel sektör ile vatandaşın gelir düzeyini arttırarak tasarrufa yöneltirsek ve hukuk devleti olabilirsek enflasyon düşer ve faizi de aşağıya çeker.

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Tüm Yazılarını Göster
DÜZCE HAVA DURUMU