Karakter Boyutu :
Yrd.Doç.Dr.Fevzi Er

MOBİLYA SEKTÖRÜ İÇİN ZOR GÜNLER

26 Nisan 2016 - 10:13

Yard.DoçDr.Fevzi Er

fevzi.er@surecbd.com

Türkiye’deki küçük ve orta ölçekli işletmelerin yoğun olarak faaliyet gösterdiği mobilya sektörü kurdaki artıştan ve artan maliyetten olumsuz etkilenmiştir. İstihdamın yaratılmasında önemli paya sahip olan mobilya sektörü zor günler geçirmektedir. TÜİK(Türkiye İstatistik Kurumu) Genel Sanayi ve İşyeri Sayımına göre bu sektör 250 bin kişiyi istidam etmektedir. Bu sektörde faaliyet gösteren işletmelerin sayısı ise 65 bindir. Kurdaki artışla büyük ölçüde küçülen mobilya sektörü, taksitte uygulanan kısıtlama sonucu 2015 yılında 2,2 büyüyebilmiştir. Mobilya sektörde 1,8 milyar dolar ihracat, 1 milyon dolardan fazla ihracat yapan şirket sayısı 600, ihracat yapan şirket sayısı 10 bin, üretici şirket sayısı 40 bin ve sektör büyüklüğü 9,3 milyar dolardır.

Sektör yetkilileri nitelikli eleman açığının olduğunu her zaman gündeme getirmelerine karşın önlem almaya yönelik tedbirler yetersiz kalmıştır. Mobilya sektöründe zanaatkâr eleman istihdam geleneği olmasına karşın, zanaatkâr geleneği muhafaza edilerek nitelikli eleman yetiştirecek eğitim programlarına önem verilmediği için bu sektörde katma değeri yüksek ürünlerin tasarımı yapılamadı ve uluslar arası rekabet edecek işletmelerin sayısı arttırılamadı. Bu yönde eğitim programları uygulamaya konulamadığından nitelikli eleman bulma konusunda mobilya sektörü zor durumda kalmıştır. Çünkü iş arayanlar emek harcayıp nitelikli eleman olma yerine mağazalarda, inşaatlarda ve hizmet sektöründe çalışmayı tercih ediyorlar.

Bu yıl zordaki küçük ve orta ölçekli şirketlerin bir kısmı faaliyetlerini sonlandıracakları tahmin ediliyor. Büyümeye devam eden büyük ölçekli şirketler ise Almanya, İngiltere ve Çin’e ihracat yaptıkları ihracat verilerinden anlaşılmaktadır. Ancak mobilya sektöründe büyük şirketler küçük ve orta ölçekli şirketler ile entegre olamadıklarından bu şirketlerin büyümesine katkı yapamamışlardır. İç pazarda, maliyet artışları ve dolardaki dalgalanmalar mobilya sektöründe özellikle küçük ölçekli şirketleri zora sokmuştur. Asgari ücretteki artışın da etkisiyle bu şirketlerin piyasadan çekilebileceği endişesi sektör üreticileri üzerinde baskı yaratıyor. Zor günler geçiren küçük ve orta ölçekli mobilya sektörleri büyük şirketler tarafından satın alınacağı tartışılmaktadır.

Tüm piyasalarda olduğu gibi mobilya sektöründe de nakit sıkıntısı var. Çek, senet piyasada itibar görmüyor. Şirketler ya nakit ya da garanti teminat istiyor. Birçok ilimizde bankalar müşterilerine güvenemez hale geldi. Küçük ve orta ölçekli şirketlerde öz kaynak yetersizliği nedeniyle piyasaya borçlanmaları piyasada tıkanma sorunlarını da beraber getirmiştir. Piyasalarda yaşanan bu tıkanıklık şirketlerin durgunluğunu büyüterek borçlanma zinciri oluşmuştur. Bu borç sarmalıda borcunu ödeyemeyen bir şirket diğer şirketleri de zora sokmuş ve mobilya sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin faaliyetleri durma noktasına gelmiştir. Bu yönde ekonomi yönetimi sektörle ilgili sorunları dikkate alarak veri tabanına dayalı çözüm üretmeli ve üretim yapan şirketlere yön vermelidir.

Son yıllarda tüm şirketlerde olduğu gibi mobilya sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin de öz sermayesine göre hızla borçlandığı ve bu durumun önüne geçilemediği görülüyor. Tüm dünyada kabul edilebilir borç/sermaye oranı %70 kabul edilirken küçük ve orta ölçekli mobilya sektöründe ortalama %80 olarak görülmekte ve son zamanlarda bu oran artmaya devam etmektedir. 2011 yılından sonra borç/öz sermaye oranı yüzde 110’na kadar çıkmıştır. Karşılaşılan finansman sorunlarının yani yatırımlarla aşmak düşüncesiyle yeni krediler kullanılmış ve kullanılan krediler şirketlerin yapısını bozmuştur.

İş hayatının önceliği borçla yapılan yatırımın borcunu ödemektir. Yeni borçla eski borçlarını bitirmeye çalışanların sonuçları iflastır. Şirket sahibi; Şirketim, makinem, arabam, arsam,

evim, bağım ve bahçem var diyor, ancak mali yapısı incelendiğinde bunların tümünü bankadan almış olduğu kredi ile almış, faizle aldığı paralarla borca batmış ve banka her şeyine ortak olmuş, hatta şirketinin sahibi olmuş. Sarmal borç şirkete sarılınca şirket sahipleri ne yapacağını bilemez hale geliyor, batıyor, batarken, ticari ilişkisi olanları da batırıyor.

Sonuç: Önümüzdeki aylarda şirketlerin kur ve borç baskısı devam edeceği tahmin edilmektedir. Yabancı sermaye ihtiyacının artması doları 3 TL’nın üstüne çıkmaya zorlayacaktır. Faizin aşağıya çekilmesi mümkün görülmüyor. İç talebin gerilemesi ve dış talebin de artmaması sonucunda sektördeki işletmelerin talep sorunu ile karşı karşıya kalma olasılığı var. Bu durumda şirketlerin iflas, el değiştirme ve kapanma gibi sonuçlarla karşılaşması olasıdır. Bu sonuçların yavaşlatılması ve daha fazla hasara yol açmaması için bankalar finansa erişebilme kolaylığı sağlamalıdır. Bu yönde sektörün büyümesi için zaman kaybetmeden sektörde faaliyet gösteren üretim şirketlerinin geleneksel üretim anlayışından çıkarak bilgi, öz sermaye ve tasarım ağırlıklı üretim anlayışına dönüşmesi için Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yol haritasını oluşturması gerekiyor.

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Tüm Yazılarını Göster
DÜZCE HAVA DURUMU