Karakter Boyutu :
Yrd.Doç.Dr.Fevzi Er

EKONOMİDE FAİZ GERÇEĞİ

13 Ağustos 2016 - 12:48

Sermayenin üretimden almış olduğu paya faiz denir ve faiz maliyetin unsurudur. Diğer bir anlatımla faiz, üretim faktörlerinden biri olan sermayenin bedelidir ve ekonomide makro dengeyi sağlayan önemli faktördür. Bu yönde faizin en önemli belirleyicisi ise sermaye üretim ilişkisidir. Çünkü paradan para kazandıran sistemin ekonomide karşılığı yoktur. Bu yönde oluşan faiz insanları borca dayalı sistemin parçası haline getirir ve enflasyonunun artmasına neden olur. Bu nedenle enflasyon oranındaki faiz, sermaye ile üretim arasındaki ilişkiye göre tespit edilmesi gerekir. Ekonominin büyümesi için dış kaynaklara da ihtiyaç vardır. Dış finansman kaynakları ise; ihracat, doğrudan yatırım ve borçlanma biçiminde gerçekleşir. Dış kaynakların sağlanmasında ihracat en sağlıklı yoldur. Çünkü ihracat aynı zamanda sermaye tasarrufu demektir. İhracatla ekonomik büyüme ülke kaynaklarının en rasyonel biçimde kullanıldığının göstergesidir. Doğrudan yatırımla sağlanan döviz, ülke sermayesi ve diğer üretim kaynaklarını verimli bir biçimde kullanılmasını sağlar ise yararlı olur. Aksi takdirde girişimcilik ve üretim kaynaklarını diğer ülkelerle bölüşerek ülkenin sermaye ve gelirlerine ortak olurlar. Borçlanma yolu ile döviz rezervi, üretim faktörlerinden(emek, sermaye, girişimci) elde edilen gelirleri yabancı ülkelere aktarmak anlamına geliyor. Borçlanma yöntemi ile elde edilen dövizlerin ülke ekonomisine katkıları yoktur. Çünkü ülkenin döviz rezervinin tamamı borçlanmaya dayalıdır. Ülkemizde son yıllarda düşük kur yüksek faiz politikası izlenerek borçlanma yolu ile döviz girdisi sağlandığı için faizin düşürülmesi yabancı sermayeyi kaçırabilir.

Türkiye uzun vadeli büyüme yerine kısa vadeli ve enflasyona dayalı bütçe dengesi stratejisini izleyerek büyümeyi devam ettirmektedir. Bu strateji borçlanarak büyümeyi sağlamış, ancak ekonominin verimliliğini azaltmıştır. Borçlanarak büyüme fert başına düşen gelir tasarrufunu azaltarak tüketimi arttırmış, tüketim temelinde büyüyen ekonomi kamu bütçesi dengesini sağlarken özel sektörün de tasarrufunu azaltmıştır. Böylece izlenen bu politikalar faizin ekonomi üzerindeki etkinliğini zayıflatmış ve tüketim yönlü büyüme ile tasarruf açığını arttırmıştır. Bu yönde bütçe açıklarının kapatılmasında faiz dışı kavramının sıkça kullanıldığını görüyoruz. Faiz dışı fazla, bütçeden borç faiz ödendikten sonra bütçede kalan parayı ifade etmektedir. Faiz dışı fazla, yüksek miktarda borçlu olan ülkelerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Çünkü faiz dışı fazla hedefi sıkı maliye politikasının uygulanması amacına yönelik en önemli araçtır. Türkiye bu politikalarını uygularken bir yandan istikrarlı büyümek ve diğer yandan bu büyümeyi sağlayacak finansman ihtiyacını karşılamak zorundadır. Çünkü istikrarlı büyümenin en önemli unsuru sermaye birikimidir, sermaye birikimi için de yatırımlara ihtiyaç vardır. Sermaye birikimimiz yeterli düzeyde olmadığından dolayı tasarruf açığımızı yüksek faiz ödeyip fon ithal ederek büyümeyi sağlıyoruz. Böylece uzun vadede sağlıklı büyüme yerine kısa vadede ekonomiyi döndürmeye çalışıyoruz.

Faiz enflasyonun bir sonucu olduğundan, enflasyon düşmeden faiz düşer ise faiz ile sermaye arasındaki ilişki kopar. Çünkü enflasyon düşmeden faiz düşer ise, döviz talebi doğar ve dövizin fiyatı artar ve dolayısıyla faiz yeniden yükselmeye başlar. Diğer yandan faizden gelir edemeyenler, parasını eritmemek için döviz yerine mal almaya da yönelebilir ve talep enflasyonu doğar ve bankalar faizi arttırırlar. Faizin düşmesiyle konut talebi artar, yatırımlar hızlanır ve piyasa hareketlenir, fakat enflasyon yükselir, döviz girişi azalır ve döviz fiyatı artar. Hangi açıdan bakarsanız bakın ülkemizin temel sorunu dövize ihtiyacının olmasıdır. Bunun nedeni ise, ekonomiyi canlı tutmak için yüksek faiz ucuz döviz politikasının izlenmesidir. İzlenen bu politikanın amacı, yüksek faizle sıcak para girişini sağlamak ve yurt içindeki döviz fiyatını düşük tutup Türk lirasını değerli hale getirerek içerdeki fiyat artışlarını önlemekti. Ancak izlenen ekonomik politikalar Türkiye ekonomisinin dışa bağımlılığını arttırarak dış kaynaklı büyümeye yöneltti. Sonuçta faizin düşmesine fırsat vermeyen bir sistem oluşturuldu.

Türkiye’nin tasarruflarını arttırmak ve cari açık sorununa kalıcı çözüm bulmak için bir yandan fert başına düşen milli geliri arttırmak ve diğer yandan kamu ve özel sektörün tasarruf yapması için gerekli tedbirleri alması gerekiyor. Bu yönde tam istihdama yönelik üretim kaynaklarını verimli olarak kullanıp tasarruf tedbirleri alınmadığı takdirde cari açığından fazla sıcak para talebini arttıran ve Türk lirasını değerli hale getiren faiz oranlarını kullanması gerekiyor. Aksi takdirde ekonominin yavaşlaması ve döviz girişinin azalması halinde ekonomik sorunlar yaşanabilir. Ülkemizin faiz seviyesi Avrupa Ülkeleri düzeyinde olması ve istikrarlı büyümesi için ihracatı arttırıp sermaye tasarrufunu sağlayarak katma değeri yüksek malların üretilmesi ve yabancı şirketlerin karlarını yurt dışına çıkarmaları yerine yurt içinde yatırımı arttırmaları teşvik edilmelidir.

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Tüm Yazılarını Göster
DÜZCE HAVA DURUMU