Kifayetsiz Muhteris

Ne anlamlı bir söz, “Kifayetsiz muhteris"

Bugünün insanlarını ne güzel anlatıyor!

Kifayetsiz muhteris olanlar bile, kendileri için söylendiğinden bi haber.

Kifayet, meslek için kabiliyeti, yeterlilik için bilgiyi ifade ettiğine göre, kifayetsiz olanların bunlardan yoksun olduğu aşikar.

Muhteris ise, çok istekli, çok arzulu, doymak bilmeyen, kanâat etmeyen, hırslı kimse demek olduğuna göre, kifayetsiz muhteris, bir işi yapabilmek için gereken bilgi, beceri ve tecrübeden yoksun olduğu halde, yetersizliğine bakmadan o işi yapma konusunda kendinden başkasını tanımayan ve bu uğurda her şeyi yapabilen kişi demektir.

Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’nın (SAV), Mekke'yi fethettiğinde, Kâbe'nin anahtarını müslüman olmadığı halde, yıllardır görevini layıkıyla yapan Osman Bin Talha'ya geri vermesi, kifayetin önemini ortaya koyan en güzel örnektir.

Çünkü Cenab-ı Allah, Kur'an-ı Kerim'de,
"Allah size, mutlaka emanetleri [işleri] ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder. [Nisa 58]" diyor.

Aslında, kifayetsiz olmak kötü bir şey de değildir.

Çünkü kifayetsiz olmayan yoktur.

Demem o ki, zaten insan dünyaya noksan gelir.

Büyüdükçe olgunlaşır, yaşadıkça kemâle erer.

Okulla, kursla, antrenmanla, çalıştıkça kabiliyeti gelişir, öğrendikçe yetkinleşir.

Ehliyet ve liyakat sahibi olur.

Ancak;

Emanet ehline değil de, kifayetsiz muhterislere verilirse ne olur? 

Büyük Selçuklu veziri, Ortaçağ İslâm dünyasının en başarılı devlet adamlarından Nizâmülmülk, meşhur “Siyasetname” adlı eserinde şöyle anlatıyor:

"İşi kifâyeti olmayan birine vermek, o işin başarısız olmasına davetiye çıkarmak gibidir. 

Muhteris birine verilirse, kavgaya davetiye çıkarılır. 

Kifayetsiz muhterisi bir yerin başına getirirseniz, o zaman da fitneyi çağırmış olursunuz.

Fitne çıktı mı kıyametin kopmasını bekleyin. 

Yani başına geçirdiğiniz kurumun sonunu bekleyin, oradan artık bir fayda hasıl olmaz." diyor.

Ne diyelim, kime ne anlatalım?

Öyle bir dönemdeyiz ki, bir şarkı söylerken, bir de çöp toplarken işi ehline veriyoruz.

Diğer alanlarda, özellikle siyasette, ortalık kifayetsiz muhterislerden geçilmiyor.

Parti, hısım, cemaat, dernek, sendika bağlantılarını kullanarak, sahipleri tarafından bir yerlere getiriliyorlar.

Bir yere gelmek için, bir şeyi ele geçirmek için, bir koltuğa oturmak için, yapamayacakları şey yoktur. 

Yalan söyleyebilirler, iftira atabilirler, insanların arkalarından dolaplar çevirebilirler.

Çünkü muhterislerin gönülleri alçaktır, asla alçak gönüllü değillerdir. 

Konumlarını korumak için hiç kimseyi dinlemezler.

Sahiplerine çok bağlıdırlar, onların arzularına itaat ederler. 

Vicdandan bahsederler ama vicdansızdırlar.

Egoları ve kişisel kinleri ile toplumsal düzeni bozarlar.

Allah, bu aziz milleti, gürültü patırtıyla çok şey yapıyormuş havasında su döven kifayetsiz muhterislerin şerrinden korusun.

Sağlıcakla kalın...


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...



Bu sayfa da yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan duzcetv.com sorumlu tutulamaz.