Düzce'nin Yeşili

2004 yılıydı. Partimin aday göstermesi, Akçakocalı hemşehrilerimin destekleri ile, İl Genel Meclisi’ne seçilmiştim.

Milletten aldığımız desteğin hakkını vermek için çalışmalara başladığımız o dönemde, en güçlü siyasi argümanımız, 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Hakkındaki Kanun’du.

Her ortamda Düzce'de kurulacak Organize Sanayi Bölgesi ve gelecek yatırımlardan bahsediyor, gençlere sağlanacak iş ortamları ile ailelerin umutlarına ışık yakıyorduk.

Yine bir gün bir kahvehanede, mesleğim icabı ekonomik konulardaki siyasi konuşmayı yaptıktan sonra geri çekildiğim sırada, bir vatandaş yaklaştı ve:  
“ İbrahim Bey, “Sanayi, sanayi!” diyorsunuz ama, sanayi gelince Düzce'nin yeşili ne olacak?” dedi.

Neden bahsettiğini tam olarak anlamadığımı farketmiş olacak ki, konuşmaya devam etti:

- Eskiden Bursa'ya da “Yeşil Bursa” derlerdi. Ama Bursa'ya sanayi gelince, önce yeşili gitti. Şimdi sıra yeşil Düzce'ye mi geldi.

Ben de: “Onun da bir çözümü olur inşallah.” dedim. 

İşsiz gençleri gördükçe de toplumun önceliklerine göre hareket etmenin doğru olduğunu düşünüyordum.

Düzcemizin, 5084 sayılı kanun kapsamına alınmasıyla, bölgemize yoğun talep oldu. 2005 yılında yatırımlara hızlı bir şekilde başlandı ve 2006 – 2007 yıllarında yatırımların büyük bir kısmı tamamlanıp üretime geçildi.

Aradan daha 13-14 yıl geçti, sanayi hızla gelişti, ama hızlı değişimin olumsuz sonuçları maalesef hız kesmedi.

Son yıllarda, her Akçakoca'dan  Düzce'ye gelişimde üzülüyorum.

Kabalak rampasını çıkınca, Düzce Ovası’nı görüyorum.

Ama, Bolu Dağı ile Kardüz Tepesi güneş altında altın gibi parlarken, Düzce sis altında.

Ama ne sis! 

Beyaz desem beyaz değil, gri ise hiç değil. Tabiri caizse kavuniçi.

Her gün sis olamayacağına göre, olsa olsa hava kirliliğinin ovaya çökmesidir diye düşünüyorum.

Evet gerçekten burada bir sorun var. 

Herkes bas bas bağırsa da, kanun ve yönetmelikler açık seçik olsa da çevre kirleniyor.

Sorumlu olanlar da toplanıp toplanıp fotoğraf atıyor.

Nerede, ne zaman, kimin için, ne karar aldıklarını hiç kimse bilmiyor.

Toplumun geleceği için ortaya koydukları plan proje hak getire! Duyan varsa beri gelsin.

Hele ki, çevre ve hava kirliliği!

Düzce'de, sürekli içinde olmanın alışkanlığı ile farkedilemiyor olabilir.

Ancak beklenmeyen hastalıklar ve tarımsal verimsizlik gündeme düşünce çok geç olacak.

Bursa gibi, geniş alanda yerleşmiş, hava sirkülasyonuna müsait bir şehirde, sanayi yeşili alıp götürmüşse, Düzce gibi çanak şeklindeki ovayı siz düşünün.

Düzce'nin suyunu İstanbul'a taşıyan İSKİ düşünsün.

Peki, 13 yıl önce beni uyaran ileri görüşlü Düzceli hemşehrimi ve Düzce'de yaşayanları kim düşünsün?

Kalın sağlıcakla...


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...



Bu sayfa da yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan duzcetv.com sorumlu tutulamaz.