Karakter Boyutu :
İLHAMİ ATASEVER

AHTE VEFA !

24 Nisan 2016 - 15:40

15 Nisan 2016 Cuma günü Başbakanımız Ahmet Davutoğlu bir dizi açılış için ilimize geldi. Geliş sebebini de açıkladı. Hem toplu açılış, hem de 1 Kasım 2015 seçiminde Düzce’nin Ak Partiye verdiği yüksek oy oranı nedeniyle teşekkür. Yani birincisi resmi, ikincisi ise siyasi!

Başbakanımız Ahmet Davutoğlu konuşmalarını ve toplu açılışları yaptılar. Herşey çok güzel olmuştu. Yani işin resmi olanı, Düzce valiliğini ilgilendiren bölümde herhangi bir problem yoktu.

Problem; Herkesin gördüğü, bildiği, basından da takip ettiği gibi siyasi boyutundaydı!

15 Nisan 2016 Cuma günü toplu açılışı yapılan 81 eserin hemen tamamına yakını 24. Dönem milletvekillerinin zamanında olmuştur. Bunu en iyi bilen ve bilmesi gereken de Ak parti teşkilatıdır. Önceki dönem milletvekilleri törene davet edilmişler, vekiller davete icabet etmiş tören alanına gelmişler ama isimleri dahi okunmamış! Siyaseti bir tarafa bırakalım da, gösterilen bu tutum ve davranış bizim toplumumuzun sahip olduğu değerlerden örf, adet, gelenek ve göreneklerimizin neresinde var?

Ben tören alanındaydım. Yapılan işin kim, ne kadar farkında veya değil onu bilemem, ama yapılan bu davranış maalesef birçok partiliyi üzdü ve tepkisini çekti!

Görünen manzara hoş değildi. Bir ilde yapılan böyle önemli bir törende işin siyasi tarafı kimi ilgilendirir? Bu durumu Ak Parti il başkanı Hikmet Keskin’in kasti olarak yaptığına inanmak istemem. Ak Parti teşkilatı bu davranışın izahını kendi içinde nasıl yapar onu da bilemem. Bu konular hassas konulardır ve partililer dikkatli olmak zorundadır. Efendim yapılan bu iş bizim teşkilatın işi değildir falan demesin kimse! Protokolde oturanlar oraya kendi başına buyruk oturmamışlardır herhalde. Yapılan bu davranışın şekli hangi parti için olursa olsun doğru değildir!

Eğer bu işte bir kasıt varsa şu tarihi “Anekdotu” herkesin bilmesinde fayda var: 20 Ekim 1991’de Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan milletvekili adayı oldu. Seçim sonucunda Erdoğan’ın milletvekili seçildiği açıklandı. Ancak Erdoğan ile aynı partinin aday listesinde yer alan ve hemşehrisi olan Mustafa Baş “Benim oyum Recep Tayyip Erdoğan’dan daha fazla, sayılmasını istiyorum” diyerek, Yüksek Seçim Kurulu’na başvurdu. Oylar sayıldı. Mustafa Baş’ın tercih oyları Erdoğan’dan fazla çıktı. Böylece mazbatası Recep Tayip Erdoğan’dan alınıp, Mustafa Baş’a teslim edildi. Bu seçim Erdoğan’ın üçüncü seçim yenilgisiydi! Bu olay belki de Türkiye siyaset tarihini değiştirdi. Tercihli oy sistemi nedeniyle milletvekilliği iptal edilen Erdoğan, 2,5 yıl sonra (27 Mart 1994) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildi. Üç seçim art arda kaybeden Erdoğan, dördüncü seçimde yüzü güldü. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ona Başbakanlığa, daha sonra da Cumhurbaşkanlığına giden yolu açtı! Aynı Recep Tayyip Erdoğan, Mustafa Baş’ı daha sonra milletvekili yapmıştı! Siyasetçiler iyi niyetli, ilkeli ve ileriki yılları düşünen kimseler olmalıdırlar!

Aksi halde;

Men Dakka Dukka!

Harun Reşit'in bir bahçesi varmış. Bu bahçede de çok sevdiği bir gül fidanı varmış. Bahçıvanına demiş ki: "bu fidana çok iyi bak, bir gül tomurcuklanıp açtığında bana haber ver" bu emrin üzerine bahçıvan geceleri de dahil sürekli olarak fidanı kontrol etmiş. Fidana çok iyi bakmış. Ta ki bir gül tomurcuklanıp açana kadar. Bahçıvan bu gülü görür görmez hemen halifeye bunu haber vermeye gitmek istemiş. Tam da bu sırada bir kuş gelmiş, gülün dalına konmuş ve başlamış bu gülün yapraklarını gagalamaya. Bahçıvan bunu görür görmez hemen müdahale etmek istemiş, ancak nafile. Kuş gülü gaga darbeleriyle mahvetmiş. Bahçıvan önce bu olayı halifeye anlatmaktan korkmuş, ancak daha sonra giderek durumu halifeye açıklamış. Halife bu durumu son derece normal karşılamış ve demiş ki "Men dakka dukka!"

Bahçıvan halifenin huzurundan ayrılmış. Bir süre sonra o gülü parçalayan kuşu bir yılanın yediğini görmüş. Hemen halifeye koşarak bu durumu nakletmiş. Halife yine aynı şeyi söylemiş. "Men dakka dukka!"

Bir süre sonra kuşu yiyen bu yılan bahçıvana musallat olmuş. Tam bahçıvanı ısıracağı sırada bahçıvan bu yılanı öldürmeyi başarmış. Tabi ki hemen halifeye giderek bu durumu da anlatmış. Halifenin buna karşılık söylediği şey ise yine "Men dakka dukka!"

Bahçıvan bakmış ki eden karşılığını buluyor. Yılana yaptıklarından sonra kendisinin de başına bir bela geleceğini düşünmeye başlamış. Bir süre sonra da düşündüğü gibi olmuş ve bahçıvan istemeden kötü bir iş yapmış. Halife de bahçıvanın cezalandırılmasını emretmiş. Ancak bahçıvan cezalandırılmadan önce son isteği olarak halifeyle görüşmek istediğini söylemiş. Kabul etmişler ve bahçıvanı halifenin huzuruna çıkarmışlar. Halife bahçıvana sormuş "Cezayı hak etmediğini mi düşünüyorsun, sana haksızlık mı yapıyorum?" Bahçıvan; "Hayır" demiş. "Ancak bu dünyada her insan yaptığının karşılığını buluyor, yaptığınızı bulma sırası size de gelecek." "Men dakka dukka!"

Bu günün ilçe, il, belediye başkanları, milletvekilleri yapılan bu davranışla, yarını bugünden görebildiler mi acaba?

Ahde vefa diye bir şey vardı! Ne oldu ona? Hoşçakalın.

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Tüm Yazılarını Göster
DÜZCE HAVA DURUMU