Karakter Boyutu :
KONUK YAZAR ; METİN KÖSEER

Günüm dolunca Düzce’yi terk edeceğim

10 Mart 2015 - 18:57

 

Düzce’de görev yapan bir devlet memuru, Düzce’de yaşamanın zorlaştığını, eşi ve çocuğu ile rahat edemediğini, bu yüzden günüm dolunca Düzce’den kaçacağım dedi.

 

Bu sözler Düzce’de görev yapan bir devlet memurundan geldi.  Uzun zamandır Düzce’de görev yaptığını anlatan memur kardeşimiz, medeni ve kültürlü bir aileden geldiklerini, eğitimli olduklarını, yasalara, örf ve adetlere bağlı kaldıklarını, fakat Düzce’de rahat edemediklerini ifade etti.

 

Bakın, memur kardeşimiz daha neler söylüyor.

 

‘’Çocuğumu okula kendi ellerimle getirip götürüyorum. Çocuğum ile sokaklarda rahat gezemiyorum. Eşim mecbur kalmadıkça sokağa çıkmıyor. Hatta eşimin arabası olmasına rağmen, binmeye korkuyor. Çünkü nereden, ne zaman başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz.

 

Düzce’nin yerlisi kalmamış. Düzce ne zaman göç aldı, gençlik o kadar çıldırdı. Düzce’ye üniversite geldikten sonra yabancılar çoğaldı. Kimin ne olduğu belli değil. Her an her saniye başınız belaya girebilir. Ortalıkta başıboş  gençler dolaşıyor.

 

Çocuğumuzun geleceği için Düzce’den ayrılmak istiyoruz. Böyle bir ortamda çocuk yetiştirmek istemiyoruz. Günüm dolunca tayinimi isteyerek Düzce’den ayrılacağım.’’

 

Bu memur arkadaş, daha önce bazı mesai arkadaşlarının Düzce’yi terkettiğini de söyledi. Sizin anlayacağınız, bu memur arkadaş  Düzce’de yaşamanın zor olduğunu keşfetmiş.

 

Düzce’de vukuatsız gün geçmiyor. Birbirleri ile kavga edenler, birbirlerini bıçaklayanlar, birbirlerini darp edenleri haberlerde görüyoruz.

 

Hap, alkol, uyuşturucu kullananları zaman zaman  haberlerde izliyoruz. Yan baktın, benim kıza baktın, bir sigara versene, nerelisin, vay vuy derken vukuatsız zaman geçmiyor.

 

Bunlara ilaveten trafikte yaşanan kargaşalara ne demeli? Daha durmadan arkandan selektör yapan, klakson çalan, el kol hareketleri yapanlara ne demeli?

 

Kendisini Düzce’nin sahibi zannedenlere ne demeli? İstedikleri yere park ederek,  rahat davrananlara ne demeli? Camına görevli kağıdı yapıştırıp, istediği yerleri zaptedenlere ne demeli?

 

Akşam saat 09.00’dan sonra Düzce’de  hayatın bittiğini bilen var mı? Bir bayanın yalnız sokağa çıkamadığını, bakkala bile gİdemediğini bilen var mı?

 

Yolda gruplar halinde yürüyen gençlerin, şakalaşmalarını, birbirleri ile küfürleşmelerini, etraflarına rahatsızlık verdiklerini bilen var mı?

 

Asayiş olaylarının arttığına dikkat çeken vatandaşlar, önlemlerin artırılmasını, her cadde ve sokak başında kontrol noktalarının oluşmasını istiyorlar.

 

Düzce göç aldıktan sonra eski halinden eser kalmadı. Düzceliler birbirlerini tanıyamaz hale geldiler. Zamane gençliği almış başını gidiyor. Eskiden anne ve baba sözü dinlenirdi. Şimdi büyükler, çocukların sözünü dinliyor.

 

Her şey tersine dönmeye başladı. Bir annenin bir babanın çocuğu suç işlese, benim çocuğum yapmaz diyerek savunmaya geçiyoruz. İşin iç yüzünü araştırmadan, bilmeden, öğrenmeden önyargılı oluyoruz.

 

Herkesin çocuğu kendine kıymetlidir. Çocuğun hangi saatte eve geldiğini bilmeyen, çocuğunun kiminle gezdiğini bilmeyen, çocuğunun ne yaptığını, nereye gittiğini bilmeyen ailelerden ne beklenir? Çocuğuna terbiye vermeyen, çocuğun yönettiği anne ve babadan ne beklenir?

 

Düzce’de hayat her geçen gün değişiyor. Yaşam her geçen gün zorlaşıyor. Gençlik her geçen gün kötüye gidiyor. İnsanlar her geçen gün farklı oluyor.

 

Böyle yerde durulur mu? Tabi memur kardeşimizin dediği gibi ‘’Günüm dolunca Düzce’yi terkedeceğim.’’ Niye diyorsun?

 

Böyle toplumda çocuk yetiştiremem. Böyle yerde çocuk terbiye edemem. Düzce bizim ailemize göre bir yer değil. Düzce gelecek için iyi sinyaller vermiyor.

 

Esenkalın…   

  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

DÜZCE HAVA DURUMU