Karakter Boyutu :
Yrd.Doç.Dr.Fevzi Er

ÜRETİM OLMADAN BÜYÜYEMEYİZ

10 Mart 2018 - 12:04

TÜİK verilerine göre en fazla büyüme inşaat sektöründe oldu ve inşaat yatırımları %25 oranında artarak bu sektör büyümeye önemli ölçüde katkı sağladı. Oysa ekonominin can damarı olan makine ve teçhizat yatırımları büyümediği gibi geçen yılın aynı dönemine göre küçüldü. Diğer sektörler de büyüyemedi. Şirketlerin büyük bir kısmı zorla ayakta durmaya çalışıyor. İnşaat sektörünü destekleyen ve konut sayısını sürekli artırarak büyümenin uzun sürede ülke ekonomisine faydası olmadığı her dönemde anlaşılmıştır.

2017 üçüncü çeyrekte Kredi Garanti Fonu (KGF) destekleri ve vergi gelirleri ile %11,1 büyüdük. Ancak enflasyon iş dünyasını baskı altına aldı. Bu yönde kısa vadeli büyümeye yönelik iç talebi arttırmakla büyümek enflasyonu arttırdı. İç talep ekonominin büyümesine katkı sağlarken enflasyonun % 12’lere yükselmesine neden oldu. Çünkü ekonominin gerçeğinde yüksek enflasyon ile yüksek büyüme paralel gitmez. Türkiye büyümenin kalitesine ve devamlılığına odaklanmak zorundadır. Ekonomimiz istihdam yaratan yatırımlarla cari açığı azaltmak için en az üst üste 5 yıl %6 büyümelidir. Ancak büyümenin güven verebilmesi için nasıl büyüdüğü konusunda inandırıcı olması lazım. Sorun olduğu düşünülen büyüme oranları halkın güvenini azaltır ve toplumun ekonomiye karşı davranışları değişerek paranın ekonomiye hakim olduğu bir süreç oluşur. Paranın ekonomiye hakim olduğu süreç ise sanayiyi zayıflatır. Türkiye’deki teşvik ve krediler bu sürecin oluşmasını desteklediği için katma değer yüksek olan üretim üretilemiyor ve borçlanarak tüketime dayalı büyüme ortaya çıkmış oluyor.

Dış borcun % 35’ten %51’e yükseldiği bir ekonomimiz var. İç talebe dayanarak sağlanan büyüme politikalarının yerine fiyat istikrarını sağlayan ve istihdam yaratan politikalara geçilmelidir. Tüketici kredilerini cazip hale getirip halkı hesapsız bir biçimde harcamaya yöneltmek yatırımların yapılmasına ve cari açığın kapanmasına bir faydası yoktur. Bu yönde ekonomi büyüdükçe halkın ve devletin borcu azalması gerekirken artıyor. Bu yöndeki büyümede halk değil rant temelinde ithalat lobisi kazanıyor. Türkiye ekonomisi 15 yıldır inşaata dayalı tüketimi artırıcı borçlanmaya yönelik ekonomi politikası ile yönetildiğinden büyüme süreçlerinde cari açık hep artmıştır.

Beş parça ihracat malından bir parça mal ithal ederseniz cari açık büyümeye devam eder ve borç para bulmak zorlaşır. Kısa vadeli borç para bularak bir

süre ekonomiyi idare edersiniz. Ancak herhangi bir nedenle kesintiye uğraması halinde ekonomik krize girersiniz. Son yıllarda ülkelere para girişlerinin yönü belli olmuyor. Önümüzdeki aylarda Türkiye’ye sıcak para girişi daha da azalabilir. Yeni yatırım yapacak girişimcilerde fazla iştahlı görünmüyor. Borç para bulmak için faiz dışında bir cazibeliğimiz olmadığından faizi artırmak zorunda kalırız. Bu durum ise Türkiye’ye gelen paranın maliyetini yükseltir. Son bir ayda krediler %0,5 büyümesi fon yaratmakta zorlanacağımızı gösteriyor. Büyümek için borçlanacağız ve borcu çevirmek için kaynaklarımızı tüketmeye devam edeceğiz. Borçlanmaya devam ettiğimiz sürece ekonomimiz zorlanacaktır daha ağır yükler gelebilecektir. İç taleple enflasyonu arttıran politikalar yerine fiyat istikrarını sağlayacak tedbirleri alarak verimlilik ve üretimle büyümeliyiz.

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Tüm Yazılarını Göster
DÜZCE HAVA DURUMU