Düzcespor’da yaşanan son gelişme aslında yalnızca bir yönetim krizi değil, yıllardır biriken sahipsizlik duygusunun da resmi ilanı oldu. Şehrin en önemli marka değerlerinden biri olan Düzcespor’un seçimli olağanüstü genel kurulunda aday çıkmaması ve ardından kayyım atanması için mahkemeye başvurulması, kulübün geldiği noktayı gözler önüne serdi.
Bir futbol kulübü için en tehlikeli durum borç değil, başarısızlık değil, küme düşme hiç değil… En tehlikeli durum “kimsenin sorumluluk almak istememesi”dir. Bugün Düzcespor’un yaşadığı tam olarak budur.
30 Nisan’daki kongrede ne başkan adayı çıktı ne de yönetim oluşturulabildi. Bu tablo, sadece mevcut şartların ağırlığını değil, aynı zamanda kulübün geleceğine dair duyulan endişeyi de ortaya koyuyor. Çünkü artık mesele yalnızca futbol değil; ekonomik yük, sürdürülebilirlik sorunu ve kurumsal yalnızlık meselesine dönüşmüş durumda.
Kulübün yaptığı açıklamada kayyım talebinin “kalıcı bir yönetim değişikliği” olmadığı özellikle vurgulanıyor. Ama kabul etmek gerekir ki bir spor kulübünün mahkeme eliyle geçici yönetime ihtiyaç duyması bile başlı başına alarm veren bir durumdur. Kayyım burada hukuki bir zorunluluk olabilir, ancak aynı zamanda sosyal bir başarısızlığın da göstergesidir.
Düzcespor yıllardır bu şehrin ortak heyecanı oldu. Galibiyetlerde sokakları dolduran, mağlubiyetlerde günlerce üzülen bir taraftar kitlesi var. Ancak iş yönetmeye, maddi yük almaya ve sorumluluk üstlenmeye geldiğinde aynı birliktelik maalesef oluşmuyor. Şehrin iş dünyası, yerel dinamikleri ve kanaat önderleri artık “tribünden izleyen” değil, taşın altına elini koyan aktörler olmak zorunda.
Bugün kayyım atanması bir son değil, aslında kulübün yeniden ayağa kalkabilmesi için tanınmış kısa bir nefes aralığıdır. Eğer bu süreç doğru yönetilirse Düzcespor yeniden yapılanabilir. Ancak aynı belirsizlik devam ederse, kulübün sadece sportif değil kurumsal geleceği de ciddi risk altına girebilir.
Unutulmamalıdır ki şehirlerin hafızasında bazı kurumlar vardır; belediye binaları değişir, yöneticiler gider gelir ama kulüpler o şehrin ortak kimliği olarak yaşamaya devam eder. Düzcespor da Düzce’nin ortak değerlerinden biridir.
Şimdi herkesin kendine şu soruyu sorması gerekiyor:
“Düzcespor yaşasın mı, yoksa yalnız bırakılsın mı?”



