Akçakoca’da düzenlenen Okul Sporları Geleneksel Türk Okçuluğu Türkiye Birinciliği sadece bir spor organizasyonu değildi. Türkiye’nin 41 ilinden gelen yaklaşık 650 genç sporcu, aslında tarihle geleceği aynı çizgide buluşturdu.
Günümüzde spor denildiğinde çoğu zaman modern branşlar akla geliyor. Ancak Türk milletinin hafızasında çok özel bir yere sahip olan geleneksel okçuluk, sadece hedefi vurma sanatı değildir. Disiplini, sabrı, ahlakı ve kültürel mirası içinde barındıran köklü bir yaşam anlayışıdır.
Orta Asya bozkırlarından Anadolu’ya uzanan yolculukta Türklerin en önemli güçlerinden biri ok ve yaydı. Tarihin akışını değiştiren zaferlerde, fetihlerde ve mücadelelerde okçuların büyük payı vardı. Bugün ise aynı ruh, spor sahalarında gençlerin ellerinde yaşamaya devam ediyor.
Akçakoca Şehir Stadyumu’nda günler boyunca ter döken gençler, sadece madalya kazanmak için yarışmadı. Onlar aynı zamanda ecdattan kalan bir emaneti yaşatmanın gururunu taşıdı. Kavurucu sıcak altında yapılan mücadeleler, bu sporun ne kadar emek ve özveri istediğini bir kez daha gösterdi.
Düzce Valisi Mehmet Makas’ın törende yaptığı konuşmada vurguladığı gibi, geleneksel okçuluğu yalnızca sportif bir faaliyet olarak değerlendirmek eksik olur. Çünkü bu branş, milletin kökleriyle yeniden buluşmasının, tarihine sahip çıkmasının ve kültürel değerlerini geleceğe taşımasının önemli araçlarından biridir.
Bugün teknoloji çağında yaşayan gençlerin, ekranların ötesinde böylesine köklü bir sporla ilgilenmesi umut vericidir. Çünkü güçlü bir gelecek inşa etmek isteyen toplumlar, geçmişlerini unutmadan ilerleyen toplumlardır.
Akçakoca’da atılan her ok, aslında geçmişten geleceğe gönderilmiş bir mesaj gibiydi. O mesajın özü ise oldukça netti: Ata sporları yaşadıkça kültürel miras da yaşamaya devam edecek. Gençler bu mirasa sahip çıktıkça, Türk okçuluğunun asırlık hikayesi yeni nesillerle birlikte yazılmayı sürdürecek.


