Düzce’nin sessiz ama güçlü ekonomik damarlarından biri olan fındık, 2026’nın ilk dört ayında da kentin ihracat yükünü sırtlamaya devam etti. Açıklanan rakamlar gösteriyor ki Düzce’den Avrupa Birliği ülkelerine yalnızca dört ayda 4 bin 452,5 ton iç fındık gönderildi. Bu veri sadece bir tarım ürünü ihracatını değil, aynı zamanda bölge ekonomisinin ayakta kalma refleksini de ortaya koyuyor.
Türkiye’nin dünya fındık pazarındaki hakimiyeti yıllardır sürüyor. Dünya üretim ve ihracatında yüzde 70’lik paya sahip olmak kolay elde edilmiş bir başarı değil. Ancak bu başarının perde arkasında Karadeniz’in alın teri, üreticinin sabrı ve tarımın stratejik gücü yatıyor. Düzce de bu zincirin önemli halkalarından biri olmayı sürdürüyor.
Rakamlar dikkat çekici. Ocak ayında 811,7 ton olan ihracatın şubat ayında bin 26 tona çıkması, martta 957 ton seviyesinde seyretmesi ve nisanda bin 667,8 tona ulaşması özellikle sezon sonuna doğru ihracat ivmesinin arttığını gösteriyor. Nisan ayında yaşanan sıçrama, Avrupa pazarındaki talebin canlı kaldığını ortaya koyarken, Düzce ekonomisine de ciddi bir döviz girdisi sağlıyor.
Burada dikkat edilmesi gereken asıl nokta ise fındığın yalnızca bir tarım ürünü olmaktan çıkmış olmasıdır. Bugün fındık; nakliyeden paketlemeye, işleme tesislerinden liman bağlantılarına kadar onlarca sektörü doğrudan etkileyen stratejik bir ekonomik değer haline geldi. Düzce’de yüzlerce aile geçimini fındıktan sağlarken, ihracat rakamları kırsal ekonominin canlı kalması açısından büyük önem taşıyor.
2025 yılında Düzce’den AB ülkelerine yapılan 16 bin 455 tonluk ihracat, bu yılın ilk dört ayındaki verilerle birlikte değerlendirildiğinde kentin Avrupa pazarındaki güçlü konumunu koruduğu görülüyor. Ancak küresel rekabetin giderek arttığı bir dönemde sadece üretmek yeterli olmayacak. Katma değerli ürünlere yönelmek, markalaşmak ve işlenmiş fındık ihracatını artırmak artık kaçınılmaz bir gereklilik.
Özellikle iklim değişikliği, maliyet artışları ve üreticinin yaşadığı ekonomik baskılar düşünüldüğünde, tarım politikalarının sürdürülebilirliği daha da kritik hale geliyor. Çünkü fındık sadece ihracat rakamı değil; Karadeniz insanının emeği, bölgenin ekonomik direnci ve Türkiye’nin küresel tarımdaki gücünün simgesi olmaya devam ediyor.


