Düzce, yemyeşil ormanları, yaylaları ve şelaleleriyle doğanın cömert davrandığı şehirlerden biri. Ancak bu zenginliklerin arasında öyle bir değer var ki, yıllardır dilden dile anlatılıyor. İnsanlar kilometrelerce yol kat edip sadece birkaç damacana doldurmak için geliyor. Çünkü onlar için bu sadece su değil; doğanın sunduğu bir umut.
Akçakoca yolu üzerindeki doğal kaynak suyu, uzun yıllardır "şifalı su" olarak biliniyor. Bölge halkı çocukluğundan beri bu sudan içiyor, çevre illerden gelen vatandaşlar ise araçlarını yol kenarına çekip bidonlarını doldurarak evlerine dönüyor. Hatta sadece yakın illerden değil, Konya gibi yüzlerce kilometre uzaklıktaki şehirlerden bile bu suyu almaya gelenlerin olduğu anlatılıyor.
Elbette bilimsel olarak bir suyun hangi hastalığı tedavi ettiğini söylemek kolay değil. Böyle iddiaların mutlaka bilimsel çalışmalarla desteklenmesi gerekir. Ancak doğal mineralli kaynak sularının içerdikleri mineraller sayesinde sindirim sistemi ve günlük mineral ihtiyacına katkı sağlayabildiği bilinen bir gerçektir. Halk arasında anlatılan şifa hikâyeleri ise bu kaynakların yıllardır yaşayan kültürel mirasının bir parçası haline gelmiştir.
Asıl dikkat çekici olan ise Düzce'nin bu konuda sahip olduğu potansiyeldir.
Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) yıllar önce yaptığı araştırmalar, Düzce'nin kaplıca ve mineralli su kaynakları bakımından oldukça zengin bir coğrafyada bulunduğunu ortaya koyuyor. Yani Akçakoca yolu üzerindeki bu kaynak tek başına bir istisna değil; ilin yer altındaki doğal zenginliklerinin önemli örneklerinden biri.
Eskiden bu bölgede insanların yıkanabildiği kabinlerin bulunduğu, ziyaretçilerin sadece su almak için değil, gün boyu vakit geçirmek için de geldiği anlatılıyor. Bugün ise insanlar bidonlarını doldurup ayrılıyor. Oysa doğru planlamayla burası çok daha büyük bir turizm değerine dönüşebilir.
Dünyanın birçok ülkesinde doğal mineralli su kaynakları sadece çeşme olarak bırakılmıyor. Çevresinde yürüyüş alanları, dinlenme tesisleri, sağlık turizmi merkezleri ve sosyal yaşam alanları oluşturuluyor. İnsanlar sadece su almak için değil, doğayla buluşmak ve zaman geçirmek için de bu alanları tercih ediyor.
Düzce'nin de böyle bir fırsatı var.
Ancak bu fırsatın değerlendirilebilmesi için en önemli şartlardan biri, suyun düzenli olarak analiz edilmesi ve sonuçların kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılmasıdır. Böylece hem vatandaşın güveni artar hem de doğal kaynağın değeri bilimsel verilerle desteklenmiş olur. Bunun yanında çevrenin korunması, düzensiz yapılaşmanın önlenmesi ve doğal dokunun bozulmaması da büyük önem taşıyor.
Bugün insanlar kilometrelerce yol yapıp bu sudan birkaç bidon alıyorsa, aslında Düzce'nin elindeki değerin büyüklüğünü gösteriyor. Belki de mesele sadece "şifalı su" değil; doğallığını koruyabilmiş bir kaynağın insanlara verdiği güven.
Doğa, Düzce'ye birçok zenginlik sunmuş durumda. Önemli olan bu zenginlikleri sadece tüketmek değil, koruyarak gelecek nesillere aktarabilmek. Çünkü bazen bir damla su, bir şehrin en büyük turizm hazinesi olabilir.



