CUMHURİYET EĞİTİMİ VE SONRASI

CUMHURİYET EĞİTİMİ VE SONRASI

Dr.Fevzi Er/E.Öğretim Üyesi

fevzier@duzceakademiksmmm.com

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş sürecinde büyük toplumsal değişim yaşanmıştır. Osmanlı’dan Cumhuriyet sistemine geçerken yapılan devrimlerin öncülüğünü eğitimin yaptığını görüyoruz. Osmanlı Devleti'ndeki dine dayalı ümmetçi toplum ve kul anlayışından ulus toplum ve yurttaş anlayışına geçilmiştir. Bu yönde yapılan eğitim reformlarıyla Cumhuriyet rejimi inşa edilmiş ve toplumsal çatışmalar olmadan ulus devletine geçilmiştir. Çağdaş devlet yapısının önünü açan ve 3 Mart 1924 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen Tevhid -i Tedrisat Yasası ile eğitim birliği sağlanmış ve Osmanlı’daki tarikatların etkin olduğu mektep-medrese çelişkisini ortadan kaldırmıştır. Böylece etnik ayrışmalara son verilip kapsayıcı bir devlet yapısı oluşturulmuştur. Bu yönde demokrasi ve Cumhuriyet geleneği olmayan Osmanlı Devleti bilimsel düşünceyi içinde barındıran ulus devletine dönüşerek bütünsel eğitim anlayışı devletin merkezine yerleşmiştir.

Cumhuriyet döneminde o zamanın koşullarına göre çağdaş bir eğitim sistemini oluşturmasına karşın, aradan geçen 70 yıl içerisinde eğitim sistemimizde gerçekçi reformlar yapılamamıştır. Eğitim politikalarında eğitim teorisi, eğitim felsefesi ve eğitim yöntemi arasındaki temel ilişki ihmal edilmiştir. Türkiye’de halen eğitim planlamasının amacı ne olduğu bilinmemektedir. Bu yönde eğitim açığının daha fazla büyümesini önlemeye yönelik programlarla zaman kaybedilmektedir. Diğer yandan bütçeden eğitime ayrılan pay da yeterli değildir. TÜİK verilerine göre 2020 bütçesinde eğitime ayrılan payın GSMH’ ya oranı %2,7’dir. OECD ülkelerinde bu oran %6’dır. OECD ülkelerinde eğitim harcamalarının %90’ını devlet karşılarken Türkiye’de devletin payı %72’dir. Bu durum Türkiye’de kamusal eğitimin tasfiye edildiğini göstermektedir.

Çağdaş eğitim sürekli kendini geliştiriyor, öğrencilere bilimsel düşünce ve sorgulamayı öğretiyor. Ancak tarihsel gelişim sürecinde din üzerine inşa edilen eğitim sistemlerini uygulayan milletler çağı kavrayamadılar ve bilimsel düşüncenin gerisinde kaldılar. Çağdışı düşünenler çağdaş eğitimi savunanları hep suçladılar ve insanların ayrışmasına neden oldular. Bu yönde sürekli aynı şeyleri tekrar eden eğitim sistemi toplumun ihtiyaçlarına cevap veremiyor. Türkiye’de akıl ve bilimin içinde olmadığı bir düşüncenin egemen olduğu eğitim sistemi güç kazanmıştır. Bu gücün etkisi altında olan bir eğitim çağın gerektirdiği bilgiyi topluma yükleyemiyor.  Bu yönde eğitim sistemimiz bilgi üretemediği gibi fen matematik ve eğitim felsefesinden hızla uzaklaşıyor. Eğitimimiz izlenen yanlış politikalar nedeniyle güç sorunlarla karşı karşıyadır.

Eğitim, insanın şekillenmesinde omurga olup toplumun geleceği ile ilgilidir.  Bu yönde toplumun geleceğini inşa eden eğitimin ulus devletinin varlığını sürdürmesinde etkin rolü vardır. Eleştirileri ve önerileri dikkate alarak laik, bilimsel, sorgulayıcı, beceri odaklı, felsefe, mantık ve akıl yürütme temelinde herkes için eşit ve nitelikli eğitim sistemine dönüşmek zorundayız. Bu yönde merkezinde insan olan eğitim sisteminin şekillendirdiği, öğrenmeyi ve gelişmeyi sağlayan eğitim anlayışının öncülük ettiği eğitim sisteminin milletimizin geleceğini inşa edebilir düşüncesindeyim.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...



Bu sayfa da yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan https://www.duzcetv.com sorumlu tutulamaz.